
Designed by Magnific
Küçüklerin evlât edinilmesi, Genel koşulları, m.305: Bir küçüğün evlât edinilmesi, evlât edinen tarafından bir yıl süreyle bakılmış ve eğitilmiş olması koşuluna bağlıdır. Evlât edinmenin herhâlde küçüğün yararına bulunması ve evlât edinenin diğer çocuklarının yararlarının hakkaniyete aykırı bir biçimde zedelenmemesi de gerekir.
Evlat Edinme Kurumu: 4721 sayılı TMK m.305-320 arasında düzenlenmiştir. Belirli koşulların sağlanması ve mahkemece verilen bir karar doğrultusunda evlat edinmeye izin verilmektedir. Mahkeme kararıyla birlikte, evlat edinen kişi ile evlatlık arasında hukuken tanınan yapay bir soybağı tesis edilir. Evlat edinme ilişkisinin kanunda sayılan sınırlı sebepler dışında ortadan kaldırılamaması ve evlat edinen ile evlatlık arasında kesin bir evlenme engelinin doğması, tam evlat edinmeye özgü unsurlardır. Ayrıca, evlatlık ile biyolojik anne ve babası arasındaki soybağı ilişkisinin tamamen sona ermemesi, evlatlığın biyolojik ailesine mirasçı olabilmesi ve sınırlı düzeyde kişisel ilişkinin korunması ise sınırlı evlat edinme sistemine özgü özellikleri bulunmaktadır. Her somut olayın dinamiklerinin farklı olması nedeniyle somut olayınız için avukatınıza danışmanızı ve hukuki destek ve danışmanlık almanızı tavsiye ederim.
Evlat Edinilecek Küçük Açısından Aranan Esas Nitelikteki Şartlar: TMK, evlat edinilmek istenen çocuk açısından belirli koşulların sağlanmasını öngörmektedir. Bu şartlar arasında; küçüğün hak ehliyetine sahip olması, evlat edinenin en az bir yıl süreyle çocuğa fiilen bakmış ve onu eğitmiş olması, evlat edinmenin çocuğun üstün yararına uygun olması, çocuğun hâlihazırda başka biri tarafından evlat edinilmemiş olması, küçüğün rızasının bulunması ve evlat edinilecek küçüğün anne ve babasının rızasının aranması şartları yer almaktadır. Ancak, rıza, küçüğün doğumunun üzerinden altı hafta geçmeden önce verilemez. Rıza, tutanağa geçirilme tarihinden başlayarak altı hafta içinde aynı usulle geri alınabilir. Geri almadan sonra yeniden verilen rıza kesindir.
Evlat edinmek isteyen eşlerin, çocuğu koruyucu aile olarak ücret 24 karşılığında teslim alıp, bakım yükümlülüklerini tam olarak yerine getirmemeleri nedeniyle, evlat edinmenin hukuki şartlarının oluşmadığına (Y2HD)
Evlat Edinen Kişi Açısından Küçüklerin Evlat Edinilme Şartları: Evlat edinmek isteyene ilişkin şartların ilki kişinin gerçek kişi olmasıdır. Evlat edinmeye ilişkin şartlar bir diğeri de kural olarak tam ehliyetli, ayırt etme gücüne sahip ve ergin bireylerin evlat edinen sıfatıyla değerlendirilmesi esas alınmıştır. Kural olarak evli kişilerin evlat edinme işlemini birlikte gerçekleştirmeleri gerekmektedir. Ancak bazı istisnai durumlarda eşlerden yalnızca biri evlat edinebilir. Özellikle eşlerden birinin ayırt etme gücüne sahip olmaması hâlinde, ayırt etme gücüne sahip olan eş, tek başına evlat edinme talebinde bulunabilir. TMK’na göre, evli kişilerin birlikte evlat edinmesi durumunda, kanunda belirtilen evlilik süresi sağlanmışsa otuz yaş şartı aranmaz. Ancak, evli olmayan bir kişinin tek başına evlat edinebilmesi için otuz yaşını doldurmuş olması gerekmektedir. Evlat edinen kişi ile evlatlık arasında en az on sekiz yaş farkının bulunması zorunlu tutulmuştur.
Eşlerden biriyle çocuk arasında on sekiz yaş farkı bulunsa da diğer eşle farkın yalnızca on yedi yıl olması nedeniyle evlat edinme talebi, TMK m. 308’e aykırılık gerekçesiyle reddedilmiştir. (Y2HD)
Evlat edinecek kişi evlat edinme başvurusu yaptığı an itibariyle sağ olmalıdır. Ölmüş olan kişinin hayattayken vasiyetname ya da başka bir işlem ile evlat edinmesi mümkün değildir. Fakat hayatta iken evlat edinme başvurusunu usulüne uygun şekilde yaptığı ve daha sonra öldüğü durumlarda evlat edinmek isteyenin mirasçılarının davayı takip etmesi ve evlat edinme kararı verilmesi mümkündür.
Evlilik Birliği İçinde Ortak Evlat Edinme: TMK m.306 göre, evlat edinme işlemi yalnızca evli çiftler tarafından birlikte gerçekleştirilebilir; evli olmayan bireylerin müşterek evlat edinmeleri mümkün değildir. Ayrıca, başvuruda bulunan eşlerin en az beş yıldır evli olmaları ya da her ikisinin otuz yaşını tamamlamış olmaları zorunlu tutulmuştur. Evlat edinme talebinde bulunan kişilerin, başvuru sırasında resmi memur huzurunda geçerli bir evlilik birliği içinde olmaları şarttır. Ancak, evlat edinilmek istenen küçüğün bir yıllık bakım ve yetiştirme süresi içinde eşlerin evliliği zorunlu değildir. Bu süreçte önemli olan, her iki eşin de çocuğun bakım ve eğitimine etkin biçimde katılım göstermiş olmalarıdır.
Eşlerin birlikte evlat edinmelerinin, en az beş yıllık evlilik süresini tamamlamış olmalarına ya da her iki eşin otuz yaşını doldurmuş bulunmasına bağlı olduğu (Y2HD)
Türk Medeni Kanunu’na göre, eşlerin birlikte evlat edinme talebinde bulunabilmeleri için aranan şartlardan biri de en az beş yıldır evli olmaları gerekir. 5 yıllık süre şartı değerlendirilirken de evliliğin kesintiye uğramamış olması gözetilir. Burada önemli olan konu ise 5 yıllık süre şartının gerçekleşmesi durumunda ayrıca evlat edinmek isteyen kişilerin otuz yaşını doldurmuş olma şartının aranmamasıdır. Öte yandan, evlat edinmede otuz yaş koşulu, başvuru ve dava sürecinde sağlanması gereken bir şart olup, bakım ve eğitim süreci içinde eşlerin henüz bu yaşa ulaşmamış olması mümkün olsa da karar anında tüm koşulların eksiksiz şekilde yerine getirilmiş olması gerekmektedir.
Tek Başına evlat Edinme:
Eşlerden Birinin diğer eşin Çocuğunu Evlat Edinmesi: Eşlerin sadece birlikte evlat edinebileceği yönündeki temel ilkenin ilk istisnasını, üvey evlat olarak nitelendirilen eşlerden birinin diğer eşin çocuğunu tek başına evlat edinebilmesi oluşturur. TMK m.306 göre, eşlerden birinin diğer eşin çocuğunu evlat edinebilmesi için ya evliliklerinin en az iki yıl sürmesi ya da evlat edinmek isteyen eşin otuz yaşını doldurmuş olması gerekir. TMK m.314/1 fıkrasında yer alan “Ana ve babaya ait olan haklar ve yükümlülükler evlat edinene geçer” hükmü dikkate alındığında, evlat edinme ile birlikte velayet hakkının evlat edinene geçmesidir.
Eşlerin Birlikte Evlat Edinmelerinin Mümkün Olmadığı Durumlar: Eşlerin birlikte evlat edinme zorunluluğuna getirilen ikinci istisna, birlikte evlat edinmenin fiilen mümkün olmaması durumudur. Tek başına evlat edinme başvurusunda bulunabilmesi için, otuz yaşını doldurmuş bir eşin; diğer eşin sürekli olarak ayırt etme yetisinden yoksun olduğunu, uzun süredir nerede olduğunun bilinmediğini ya da mahkeme kararıyla iki yıldan fazla süredir fiilen ayrı yaşadıklarını ispatlaması gerekmektedir. Bu düzenleme, birlikte evlat edinmeyi imkânsız kılan belirli durumlara özgü bir istisna niteliğindedir.
TMK m.307/2. fıkrası uyarınca, evli bir bireyin tek başına evlat edinmesine imkân tanıyan bir diğer durum da eşinin iki yılı aşkın süredir nerede olduğunun bilinmemesidir. Bu kapsamda, otuz yaşını doldurmuş olan bir eş, diğer eşin iki yılı aşkın bir süredir kayıp olduğu ve yerinin tespit edilemediği hallerde, tek başına evlat edinme hakkını kullanabilir. Bu tür bir durumda, eşin gaipliğine ilişkin mahkeme kararı alınması zorunlu olmayıp, eşin nerede olduğunun uzun süredir bilinmediği olgusunun ispat edilmesi yeterli kabul edilmektedir. Evli bireyin tek başına evlat edinmesine yönelik son koşul ise, eşlerin iki yılı aşkın süredir ayrı yaşamaları ve bu durumun mahkeme kararıyla tespit edilmiş olmasıdır.
Eşlerden birinin kalıcı olarak fiil ehliyetinden yoksun olması, evlilik içinde tek başına evlat edinmeye olanak tanıyan durumlardan biridir ve bu durumun değerlendirilmesinde TMK m.13’deki ayırt etme gücüne ilişkin ölçütler esas alınır; bu kapsamda, söz konusu yeti kaybına yol açan başlıca etkenler arasında akıl hastalığı ve zihinsel yetersizlik sayılmaktadır. Kanun koyucu, ayırt etme gücünden yoksun olma halini geçici değil, sürekli bir durum olarak öngörmüştür. Son olarak, eşlerden birinin tek başına evlat edinme talebinin kabul edilebilmesi için, mahkeme tarafından verilmiş en az iki yıllık bir ayrılık kararının mevcut olduğunu ve bu karar doğrultusunda eşlerden ayrı yaşadığını somut delillerle ispatlaması gerekmektedir.
Evlilik Birliği Dışında Evlat Edinme Hakkı: Evli olmayan bireyler ile yukarıda belirtilen istisnai durumlarda tek başına evlat edinme hakkına sahip olan evli kişilerin, evlat edinebilmek için yaş şartını sağlamış olmaları gerekmektedir. TMK m. 318/2’ye göre, evlat edinme anında otuz yaş şartı eksik olsa dahi, dava sürecinde bu koşulun sonradan sağlanması durumunda, evlatlık ilişkisinin iptaline karar verilemez. Başvuru esnasında evli olmayan ancak evlat edinme talebinde bulunduktan sonra, evlenen kişi kanunda aranan diğer koşulların sağlanması halinde tek başına evlat edinebilir.
Evlat edinmenin şahsa sıkı sıkıya bağlı haklar arasında yer aldığı belirtilmekte; bu nedenle, bir vekilin bu konuda dava açabilmesi ya da mevcut bir davayı yürütebilmesi için özel yetkiyle donatılmış olması gerektiği (Y2HD)
Evlat Edinme İşlemlerinde Usul ve Şekil Esasları: Evlat edinme başvurusu, kişiye sıkı sıkıya bağlı bir hak niteliğinde olduğundan, kural olarak evlat edinmek isteyen birey tarafından şahsen yapılmalı veya , vekilin sahip olduğu vekâletnamede evlat edinme işlemine ilişkin açık ve özel bir yetkinin yer alması durumunda vekil aracılığıyla da başvuruda bulunulması mümkündür.
TMK m.315/2. fıkrasında, başvurunun yapılmasının ardından başvuru sahibinin hayatını kaybetmesi ya da ayırt etme yetisini yitirmesi durumunda, diğer şartlarda herhangi bir eksiklik bulunmuyorsa evlat edinme işleminin geçerliliğini koruyacağı hüküm altına alınmıştır. Ancak bu hükmün uygulanabilmesi, m.316/1. maddede yer alan “evlat edinenin dinlenilmesi” şartının gerçekleşmiş olmasına bağlıdır. Yargıtay kararlarında da evlat edinme işleminin şahsa sıkı sıkıya bağlı bir hak olduğu ve hâkimin, bu hakkı değerlendirebilmesi için evlat edinen ile evlat edinilecek kişiyi birlikte dinlemesi ve gerektiğinde uzmanların görüşünün alınmasından sonra karar verileceği belirtilmiştir. Evlat edinilecek olan kişi evlat edinme başvurusu sırasında ergin ise husumet ergin olan evlat edinilecek olan kişiye yöneltilir.
Evlat Edinme Talebinin Geri Alınması: Evlat edinme talebi bulunulduktan sonra mahkeme hükmü verilinceye kadar geri alınabilecektir. Evlat edinme başvurusu geri alındığında dava konusuz kalmış olacağından, talep geri alınırsa evlat edinme işlemi gerçekleşmeden sonra ermiş olur. Evlat edinme başvurusu sonrasında başvuran kişinin ölmesi durumunda mirasçılar başvuruyu geri alamaz; ancak birlikte evlat edinmede, eşlerden birinin vefatı hâlinde sağ kalan eşin tek başına geri çekme hakkı vardır
Mahkemenin, Kapsamlı Araştırma ve Tarafları Dinleme Yükümlülüğü: TMK m.316 hükmüne göre mahkeme evlat edinmeye ancak evlat edinen ile evlat edinilecek kişinin dinlenmesi, gerekli görülmesi hâlinde uzman görüşünün alınması ve tüm önemli koşulların ayrıntılı biçimde incelenmesinden sonra karar verebilir. Bu kapsamda; tarafların kişilik özellikleri, sağlık durumları, aralarındaki ilişki, maddi imkânları, eğitim yeterliliği, evlat edinme amacı ve aile yaşamındaki gelişmeler değerlendirmeye tabi tutulur. Hem kamu düzenini ilgilendiren hem de çocuğun üstün yararının gözetilmesini gerektiren konuda hâkimin yalnızca tarafların delilleri ile bağlı kalarak inceleme yapması mümkün değildir. Evlat edinme kararı verecek hâkim araştırma yaparken sadece evlat edinmenin kanunda yazan koşullarının oluşup oluşmadığını incelemez, gerekli görmesi halinde her türlü araştırmayı re’sen yapar. TMK m.316/3. fıkrası uyarınca, evlat edinmek isteyen kişinin altsoyu mevcutsa, hâkimin bu kişilerin evlat edinme konusundaki düşünce ve yaklaşımlarını göz önünde bulundurması gerekir. Bu kapsamda, alt soyun evlat edinmeye yönelik açık muvafakatinin alınması zorunludur. TMK m.316’da gerektiğinde uzmanların görüşünün alınmasından sonra karar verilebileceği de düzenlenmiştir.
Evlat Edinmenin Gizliliği: Gizli yargılama usulü uygulanan evlat edinme davalarında, TMK 314/5. fıkrası uyarınca, evlat edinmeye ilişkin kayıt, belge ve bilgiler, mahkeme kararı olmadıkça ya da evlatlığın açık rızası bulunmadıkça hiçbir şekilde açıklanamaz, üçüncü kişilerle paylaşılamaz. Türk hukukunda evlat edinmeye ilişkin kayıtların gizliliği üçüncü kişilere karşı korunurken, evlat edinilen birey, talep etmesi hâlinde biyolojik anne ve babasının kimliğini öğrenme hakkına sahiptir.
Mirasçılık: Evlatlık, evlat edinenin birinci derece yasal mirasçısı olarak kabul edilir. Bu sistemde, miras bırakan kişiye daha yakın derecede bulunan mirasçıların, daha uzak derecedeki mirasçıların miras hakkını bertaraf ettiği kabul edilmektedir. Evlat edinme kararıyla evlatlıkla evlat edinen arasında hukuki soy bağı kurulması, evlatlığın birinci derece yasal mirasçısı sıfatını kazanmasını sağlar. Dolayısıyla, ikinci ve üçüncü derece mirasçılar mirastan pay alamaz. Kararın kesinleşmesiyle birlikte evlatlığın miras hakkı doğar; ancak başvuru yapıldıktan sonra evlat edinenin ölmesi, diğer koşulların varlığı hâlinde evlat edinmeye engel teşkil etmez ve bu bağlamda miras hukuku açısından esas alınan tarih, başvurunun yapıldığı gündür. TMK 314/2, uyarınca, evlatlık ve onun altsoyu, evlat edinenin yasal mirasçısı sayılır ve miras hukukunda kan hısımları gibi değerlendirilir. Ancak, bu ilişki tek yönlüdür; evlatlık, biyolojik ailesiyle olan mirasçılık bağını korumaya devam ederken, evlat edinenin kan hısımları evlatlığa mirasçı olamazlar. Bunların sonucu olarak evlatlık, evlat edinenin birinci derece saklı pay mirasçısıdır. Be nedenle, yasal miras oranının yarısı saklı payıdır. Muris olan evlat edinenin ölüme bağlı tasarruf ile tüm mal varlığı yönünden saklı pay mirasçısı olan evlatlığın saklı pay hakkını ihlal edecek tasarrufta bulunması halinde evlatlığın TMK m.560 gereği tasarruf edilebilecek kısmı aşan miktar yönünden tenkis davası açma hakkı bulunmaktadır. Evlat edinmeden önce veya sonra yapılan, evlatlığın miras payını azaltacak ya da evlatlığın alt soyunun miras payını kaldıran sözleşmeler geçersizdir. Ancak evlatlık, evlat edinme ilişkisi kurulduktan sonra miras hakkından feragat edebilir.
Evlatlığın altsoyunun, evlat edinme ilişkisinin kurulmasından önce veya sonra doğmuş olması, mirasçılık hakkı bakımından herhangi bir fark yaratmaz. Altsoy, evlat edinme kararının zamanına bakılmaksızın, evlat edinenin birinci derece yasal ve saklı paylı mirasçısı konumundadır. Ancak evlatlığın, miras bırakan evlat edinenin vefatı anında sağ olması, yani geçerli bir evlat edinme ilişkisinin bulunması gereklidir. Eğer evlatlık, evlat edinenin ölümünden önce vefat etmiş ise bu durumda m.500 gereği onun altsoyu, evlat edinenin yasal ve saklı paylı mirasçısı olacaktır. Evlatlık, aynı zamanda biyolojik anne ve babasının da mirasçısıdır. Bu mirasçılık sadece ebeveynleriyle sınırlı kalmaz; evlatlık, biyolojik ailesiyle olan soy bağı devam ettiği sürece, onların kan hısımlarının da mirasçısı olmaya devam eder
Yetkili ve Görevli Mahkeme: Yargıtay’a göre, evlat edinme davalarında yetki kuralı kamu düzenine ilişkin olduğundan, hâkim bu hususu re’sen dikkate almakla yükümlüdür. Bu sebeple, taraflarca yetki itirazında bulunulmamış olsa dahi, mahkeme kendiliğinden yetkisizlik kararı verebilir. Evlat edinme davalarına hukuki yararın bulunması koşulu ile müdahil olunabilir.
Evlat edinme kararını verme yetkisi aile mahkemelerine aittir. Aile mahkemelerinin bulunmadığı yargı çevrelerinde, evlat edinme işlemleri dahil olmak üzere aile hukukuna ilişkin tüm davalar, HSK’nın belirlediği Asliye hukuk mahkemeleri tarafından yürütülmektedir. Evlat edinme kararını vermeye yetkili mahkeme tek başına evlat edinmede evlat edinenin yerleşim yeri mahkemesi, birlikte evlat edinmede eşlerden birinin yerleşim yeri mahkemesidir.
Hak Düşürücü Süre: Dava hakkı, evlatlık ilişkisinin kaldırılması sebebinin öğrenilmesinden başlayarak bir yıl geçmekle düşer.
“Hukuki konularda hak kaybına uğramamak için hukuki destek ve danışmanlık almanızı tavsiye ederim.”
Kaynakça:
- 4721 sayılı TMK
- 4787 sayılı Aile Mahkemelerinin Kuruluş, Görev ve Yargılama Usullerine Dair Kanun
- DURAL, Mustafa & ÖĞÜZ, Tufan, GÜMÜŞ & Mustafa Alper, Türk Özel Hukuku Cilt III, 13. Bası, 2018
- SOLMAZ, Canan Havva, Türk Hukukunda Evlat Edinme
- KİZİR, Mahmut, Türk Hukukunda Evlat Edinme
- Yargıtay Kararları
Bu makale, makalenin yazım tarihi itibarıyla yürürlükte olan mevzuat dikkate alınarak Av. Arb. Erol ASLAN tarafından hazırlanmıştır. Her olaydaki maddi vakalar ve özellikleri ile bunların uygulama ve sonuçları farklı olacağından, bu makale yalnızca bilgilendirme amaçlı olarak hazırlanmış olup, bir hukuki görüş veya öneri teşkil etmez ve bu şekilde yorumlanamaz.