
Designed by Magnific
Aile konutu, m.194/2: Rızayı sağlayamayan veya haklı bir sebep olmadan kendisine rıza verilmeyen eş, hâkimin müdahalesini isteyebilir
Boşanma Davasında Aile Konutun Durumu: Boşanmanın hükmü ise ancak verilen mahkeme kararının kesinleşmesiyle olur. Dolayısıyla, boşanma davasının açılmış olması evlilik birliğinin sona erdiği anlamına gelmez ve eşlerin birbirlerine ve çocuklarına karşı evlilik birliğinden doğan yükümlülükleri devam eder. Bununla birlikte, davanın açılmasıyla eşler ayrı yaşama hakkı kazanır ve davanın açılması eşler arasındaki fiili ve hukuki durumda değişiklikler meydana getirir. Boşanmaya taraf olanlar için aile konutu hem maddi hem manevi önem taşır. Yargılama süreci devam ederken eşler arasında meydana gelebilecek olası uyuşmazlıkların nasıl çözüleceği sorusu gündeme gelir. Örneğin, ortak konutta kalmaya kim devam edecektir?
Boşanma davası açılınca hâkim, davanın devamı süresince eşlerin barınmalarına ilişkin olarak geçici önlemleri kendiliğinden alır. (Y2HD)
Hakimin Takdir Yetkisi ve Sınırları: Aile konutu eşlerden birinin mülkiyetinde olsa bile aile bireylerinin birlikte zilyetliği vardır. Eğer eşler aralarında anlaşarak malların ve aile konutunu paylaşımına gittiyse istedikleri şekilde paylaştırılır. Fakat anlaşma sağlanmaz ise hâkimin takdir yetkisi mevcuttur. Diğer eş, rıza vermeyen eşe dava açabilir veya hâkimden müdahalede bulunmasını isteyebilir. Hâkim, ailenin ekonomik durumu, sosyal durumu ve çocukların menfaatlerini göz önünde tutarak değerlendirme yapar ve aile konutunun hangi eşe tahsis edileceğine karar verir. O halde davanın açılmasıyla birlikte hakim, dava süresince eşlerin mali ve kişisel haklarının korunması ve evlilik birliğinin devamının sağlanması için bir önlem alınmasına gerek olup olmadığı, eşler arasında fikir birliği var mı hatta alınacak önleme ilişkin uzlaşmalarını da isteyebilir. Hâkimin buradaki takdir yetkisi sınırsız değildir. Bu yetkinin sınırlarını evlilik birliğinin korunması ve dava boyunca sürdürülmesi, çocuğun ya da eşin üstün yararı gibi kriterler oluşturur. Bu geçici tedbirler ayrılık davası açılması halinde de alınabilir.
Tarafların bu hususta bir anlaşması bulunmadıkça boşanma kararıyla birlikte ve boşanmadan sonra da devam edecek şekilde müşterek konutun bir bölümünün veya tamamının eşlerden birine tahsisine karar verilemez. Çünkü boşanma kararıyla evlilik birliği sona ermektedir. Birliğin sona ermesiyle de bundan doğan eşlerin birbirine karşı olan yasal yükümlülükleri ortadan kalkmaktadır. Mahkemece, tahsisle ilgili kararın Kanunun 169. maddesi çerçevesinde alınan bir tedbir niteliğinde olduğu belirtilmemiş, tahsisin boşanmadan sonra devam edeceği anlamını verecek tarzda hüküm kurulmuştur. Bu şekilde hüküm kurulamayacağının nazara alınmaması doğru bulunmamıştır. (Y2HD)
Aile Konutunun Tahsisi ve Süresi: Geçici tahsiste tapunun kimin adına olduğu tek başına belirleyici değildir. Mahkeme, dava süresince barınma ihtiyacını ve menfaat dengesini esas alarak, evin eşlerden biri ya da hatta bir aile üyesi adına kayıtlı olması tahsise engel teşkil etmez. Bu tedbirin uygulanması, şiddet uygulayanın uzaklaştırıldığı konutun kira, elektrik, su, telefon, doğalgaz ve benzeri giderlerini karşılamaya devam etmesine engel teşkil etmez. Hâkim şiddet uygulayanın, koruma kararı süresince aile konutunun kira sözleşmesini feshetmemesine, kamu konutu tahsisinin kaldırılması yönünde talepte bulunmamasına ve bu tür yükümlülüklerinin devamı ile uygun göreceği diğer tedbirlere de karar verebilir. Boşanmanın kesinleşmesini müteakiben TMK hükmünce uygulanan tedbir sona erer; konuta ilişkin durum mal rejimi ve tapu kendi zeminine oturur. Boşanma sonrası, konutun boşaltılma süresi için Hâkim gerektiğinde ekonomik/sosyal durum ve çocuk menfaatine göre konutta kalma ve kullanma süresini hakkaniyet durumuna göre belirleyebilir. 6284 kapsamında ise karar içindeki süreyle sınırlıdır ancak uzatılabilir. Boşanma kesinleştikten sonra evde kalmaya devam eden eş haksız işgalci konumuna düşer ve ecrimisil ödemek zorunda kalabilir
Boşanma sürecinde eşlerden hangisinin evde kalacağına dair mahkemenin verdiği geçici tedbir niteliğinde bir düzenleme olarak iki farklı hukuki yoldan biri kullanılabilir:
- Şiddet olmaması durumunda:Boşanma davası açılınca hâkim barınmaya ilişkin geçici önlemleri TMK’ya göre re’sen alabilir; tahsis talebi dilekçede veya sonradan yapılır
- Şiddet veya Tehdit olması durumunda: Uzaklaştırma veya konutun korunan kişiye tahsisi daha hızlı ve etkili olarak boşanma davası açılmadan 6284 sayılı kanuna göre alınabilir. Gecikmesinde sakınca varsa kolluk amiri de geçici tedbir uygulayabilir.
…davalı-davacı kadın… aile konutunun tedbiren kendisine tahsis edilmesini de talep etmiştir. Mahkemece, boşanma davasının devam ettiği de dikkate alındığında kadının bu talebi hakkında olumlu ya da olumsuz bir karar verilmemesi bozmayı gerektirmiştir. (Y2HD)
Aile Konutunun Talebi ve Tahsisi: Boşanma davası süresince eşlerin ya da çocukların barınma mağduriyetini önlemek amacıyla mahkemenin geçici olarak konut kullanımını eşlerden birine bırakmasıdır. Boşanma veya ayrılık davası açılınca hâkim, davanın devamı süresince gerekli olan, özellikle eşlerin barınmasına (ve ayrıca geçimine, eşlerin mallarının yönetimine ve çocukların bakım ve korunmasına) ilişkin geçici önlemleri re’sen alır. Bu karar tapu mülkiyetini değiştirmez, yalnızca kullanım hakkını düzenler. TMK m. 169 veya 6284 sayılı Kanun kapsamında talep edilebilir. Boşanma kararı kesinleşince tahsis sona erer. Ortak konutun mülkiyetinin eşlerden birine ait olmasının ya da kiralık ise kira sözleşmesinin kimin adına olduğunun bu kararın verilmesinde hiçbir önemi yoktur. Karar verirken davanın kimin tarafından açıldığına bakamayacağı gibi eşlerin kusuruna ilişkin delilleri dikkate alamaz. Yapılan inceleme sonucunda hangi eşin barınma ihtiyacı içinde olduğu tespit edilerek konut ona tahsis edilir. Bu tahsis konutun tamamının tahsisi şeklinde olabileceği gibi, konutun bir bölümünün tahsisi şeklinde de olabilir. Hatta hâkim, gerekli gördüğü takdirde ortak konutun tahsisinin yanında eşlerin dağ evi, yazlık evi gibi oturulabilir diğer konutlarının da tahsisine veya kullanımına ilişkin karar alabilir.
…boşanma davası açılınca hakimin davanın devamı süresince gerekli olan özellikle eşlerin barınmasına ilişkin geçici önlemleri re‟sen alabileceğinden 22.3.2011 günlü ara kararı ile konulan aile konutu şerhinin tedbir niteliğinde… (Y2HD)
Konut Tahsisiyle Birlikte Hangi Ek Geçici Önlemler Alınabilir:
- Ortak Konutun Kiralanmış Olması Halinde: Konut kiracı olmayan eşe tahsis edildiyse, kira bedelinin ya da diğer sabit giderlerin kimin tarafından ödeneceğinin belirlenmesi de gerekir. Her ne kadar kiracı olan eşin bu giderleri karşılaması sıklıkla karşılaşılan bir önlem olacaksa da hâkim bu kararı her somut olay özelinde değerlendirerek karar verir.
Mahkemece, tahsisle ilgili kararın Kanunun 169. maddesi çerçevesinde alınan bir tedbir niteliğinde olduğu belirtilmemiş, tahsisin boşanmadan sonra devam edeceği anlamını verecek tarzda hüküm kurulmuştur. Bu şekilde hüküm kurulamayacağının nazara alınmaması doğru bulunmamıştır. (Y2HD)
- Aile Konutu Şerhi: Şerhin hükmü, malik olan eşin taşınmaz üzerindeki tasarruf yetkisinin kısıtlamasıdır. Bu şerhin koyulması evlilik birliğinin devamı boyunca istenebilir. Malik olmayan eşin, mahkeme kararına ya da diğer eşin rızasına ihtiyaç duymadan ilgili belgelerle ilgili tapu müdürlüğüne başvurması yeterlidir. Buradan hareketle boşanma davasının açılmış olması evlilik birliğini sona erdirmeyeceğine göre, yargılama sürerken malik olmayan eşin aile konutu şerhinin tapu kütüğüne işlenmesini talep edebileceği sonucuna varmak gerekir. Diğer eşin rızası ya da mahkeme kararı olmadan yapılabilecek bir talep olduğu için de kanımızca aile konutu şerhinin verilmesini m.169 anlamında hâkimin alabileceği geçici önlem olarak saymak pek isabetli olmasa da belirtmek gerekir ki hâkim gerekli gördüğü hallerde eşin tasarruf yetkisini kısıtlayıcı başka önlemler alabilir.
Türk Medeni Kanunu’nun ilgili maddesi gereğince aile konutu verilebilmesi için evlilik birliğinin devam ediyor olması gerekir. Şerh, diğer eşin konulmasına ilişkin isteğin reddi gerekirken yazılı şekilde hüküm kurulması doğru bulunmamıştır. (Y2HD)
Ev Eşyalarının veya Ortak Eşyaların Tahsisi: Hayatın olağan akışına uygun olan konutun tahsis edildiği eşin konuttaki eşyaları kullanması olması olmakla birlikte, bazı hallerde belirli eşyaların tahsisi sorunu gündeme gelebilir. Örneğin ortak konutun erkek eşe tahsis edilmesi halinde evde terzilik yapan bir kadının sahip olduğu dikiş makinesinin ya da ortak konut kendisine tahsis edilmeyen evden çalışan avukat eşin kullandığı bilgisayarın kim tarafından kullanılacağı gibi. Her ne kadar normal olan ilgili eşyaların işini devam ettirebilmesi için ihtiyacı olan eşe tahsis edilmesi olsa da bu husus eşlerin çatışma yaşaması halinde hâkimin müdahalesini ve m.169 anlamında bir önlem alınmasını gerektirebilir. İşte böyle bir durumda hakimin yapacağı şey, gerekli araştırmayı yapıp eşyanın/eşyaların ihtiyacı olan eşe tahsis edilmesidir.
…dava konusu taşınmazın tapu kaydında ipotek tesis edildiği tarihte aile konutu şerhi bulunmadığı açıktır. Davalı eş dava konusu aile konutu üzerinde diğer davalı banka lehine ipotek tesis etmiş, bu işlem sırasında davalı banka tarafından davacı eşin açık rızası alınmamıştır. Bu durumda, TMK’nın 194/1 maddesi eşin açık rızasını aradığından, yapılan işlemin geçerli olduğunu kabul etmek imkansızdır. (YHGK)
TMK md.169 boşanma davası devam ederken alınabilecek geçici önlemleri düzenlemiş olduğuna göre eşyanın ya da ortak konutun kişisel mal ya da edinilmiş mal olup olmadığı ortak konutun ya da eşyanın tahsisinde dikkate alınmaz. Bu hususlar boşanma kararının verilmesiyle birlikte mal reji minin tasfiyesinde dikkate alınır. Hâkimin TMK md.169 uyarınca eşlerin barınmasına ilişkin olarak alabileceği tüm bu önlemler sadece dava süresince geçerli olacak geçici bir önlem niteliğinde olup evlilik birliğinin oluşan yeni duruma uydurulması ve devamının sağlanması ile eşlerin ve çocukların menfaatinin korunmasını amaçlar. Ancak, alınan önlemlerin bu amacı tam olarak yerine getirebilmesi, somut olayın detaylı bir şekilde değerlendirilip olası uyuşmazlıkların hepsine yönelik olarak ve gerekirse ek önlemlerle birlikte alınmasıyla mümkün olabilir. Bununla birlikte alınacak önlemlerin karar da açıkça belirtilmesi de olması muhtemel uyuşmazlıkların önüne geçilmesi ve önlemlerin amacını tam olarak yerine getirebilmesi açısından önemlidir.
Sağ kalan eş, eski yaşantısını devam ettirebilmesi için ölen eşine ait olup birlikte yaşadıkları konut üzerinde kendisine katılma alacağına mahsup edilmek, yetersiz ise bedel eklenmek suretiyle intifa veya oturma hakkı tanınmasını isteyebilir. Aynı ilgili maddenin üçüncü fıkrasına göre de konut üzerinde mülkiyet hakkının tanınacağı düzenlenmiştir. (Y8HD)
Tahsis Edilen Konutun Kiralanması: Müşterek konutun eşlerden birine tahsis edilmesindeki temel amaç, boşanma veya ayrılık sürecinde ihtiyacı olan eşin hakkaniyet ilkeleri ışığında barınma ihtiyacını karşılamaktır. Bu nedenle, tahsis edilen konutun amacına uygun şekilde kullanılmaması durumunda yani tahsis edilen eş, konutta yaşamayıp başka bir yere taşınırsa veya konutu başka kişilere kiralamaya kalkışırsa, mahkeme tahsis kararını kaldırabilir.
…kadının tayininin …iline çıkması nedeniyle ortak konutta oturmadığından ortak konutun tahsisi kararının da yerinde olmadığı gerekçesi ile… kadının ortak konutun tahsisine yönelik talebinin reddine (Y2HD)
Tahsis Edilen Konutun Satılması: Müşterek konutun eşlerden birine tahsis edilmesi, geçici bir hukuki koruma önlemidir ancak mülkiyet hakkını etkilemez. Bu nedenle, tahsis kararı verilmiş olsa bile, konutun mülkiyetine sahip olan kişi (eşlerden biri veya üçüncü bir kişi), konutu satma veya devretme hakkına sahiptir. Örneğin, eşlerin kiralık bir konutta yaşadığını ve boşanma davası sırasında konutun kadına tahsis edildiğini varsayalım. Bu durumda, ev sahibi konutu satabilir veya başka bir kişiye devredebilir. Tahsis kararı, mülkiyet hakkını sınırlamaz. Diğer taraftan, müşterek konut eşlerden birine aitse ve “aile konutu şerhi” tapu kütüğüne işlenmişse, diğer eşin rızası olmadan konutun satılması veya devredilmesi mümkün değildir. Aile konutu şerhi, konutun eşlerden biri tarafından tek başına tasarruf edilmesini engeller. Eğer eşlerden biri, diğer eşin rızası olmadan konutu satmaya kalkışırsa, bu işlem hukuken geçersiz sayılır ve malik olmayan eş, tapu iptali ve tescil davası açabilir.
“Hukuki konularda hak kaybına uğramamak için hukuki destek ve danışmanlık almanızı tavsiye ederim.”
Kaynakça:
- T.C. Anayasası
- 4721 Sayılı TMK
- 6284 Sayılı Kanun
- Yargıtay Kararları
- GENÇ-GELGEÇ, Berrak, TMK md.169 Gereğince Boşanma veya Ayrılık Davası Süresince Alınabilecek Geçici Önlemler, GMHFD, C. 8, S. 2, 2023, s. 771-799
Bu makale, makalenin yazım tarihi itibarıyla yürürlükte olan mevzuat dikkate alınarak Av. Arb. Erol ASLAN tarafından hazırlanmıştır. Her olaydaki maddi vakalar ve özellikleri ile bunların uygulama ve sonuçları farklı olacağından, bu makale yalnızca bilgilendirme amaçlı olarak hazırlanmış olup, bir hukuki görüş veya öneri teşkil etmez ve bu şekilde yorumlanamaz.