
Image by magnific
Birliğin Korunması, m.195. Evlilik birliğinden doğan yükümlülüklerin yerine getirilmemesi veya evlilik birliğine ilişkin önemli bir konuda uyuşmazlığa düşülmesi hâlinde, eşler ayrı ayrı veya birlikte hâkimin müdahalesini isteyebilirler.
Boşanmada Kusur Faktörü: Kusur, eşlerden birinin sadakat, birlikte yaşama, yardımlaşma, saygı, sevgi ilgisizlik, iletişimsizlik veya sürekli hakaret içeren tavırlar gibi evlilik birliğinden doğan yükümlülüklerini ihlal etmesi, gereken özenin gösterilmemesidir. Her somut olayın özelliğine göre kusurun ağırlığı mahkeme sonucunda belirlenir. Kusur, kasıtlı veya ihmali bir davranışla meydana gelebilir.
…tarafların ekonomik ve sosyal durumları, kusurun ağırlığı, hakkaniyet kuralları gözetilerek davacı-karşı davalı kadın yararına uygun miktarda maddi ve manevi tazminata hükmedilmesi gerekirken, hatalı kusur belirlemesine bağlı olarak kadının maddi ve manevi tazminat taleplerinin reddi doğru görülmemiştir. (Y2HD)
Kusur ilkesi ve Önemi: Bu ilke, kusursuz olan eşin korunması esasına dayanmaktadır ve eşlerden birinin veya her ikisinin boşanmayı gerekli kılacak şekilde kusur işleyerek evlilik birliğine ilişkin sorumluluklarını ihlal etmesi anlamını taşımaktadır. Dolayısıyla, kimse kendi kusuruna dayanarak hukuken korunan bir menfaat elde edemez ve bu nedenle de dava açma hakkı kusuru olmayan eşe tanınır. Ancak bu tamamıyla kusurlu eşten boşanma anlamına gelmemelidir. Çünkü, boşanma sebeplerinin bir kısmı kusur ilkesine dayanırken; akıl hastalığı, anlaşmalı boşanma vb. diğer bir kısmı boşanma sebeplerinde kusurun varlığı aranmaz. Kusur prensibi, kusuru olmayan eşin kusurlu eşe karşı dava açma hakkı olduğunu kabul eder. Ancak kusuru bulunmayan eş dava açmak zorunda değildir. Buna karşılık tamamen kusurlu eş boşanma davası açarsa bu ilkeye göre talebi reddedilir.
Kusur, yalnızca olayda “kimin hatalı” olduğunu göstermekle kalmaz, aynı zamanda kusur oranının belirlenmesinde, boşanmanın karara bağlanmasında ve tazminat, nafaka, velayet gibi sonuçlarının belirlenmesinde önemli rol oynar. Çünkü mahkeme, kusur derecelerini dikkate alarak hangi tarafın lehine hangi oranda karar verileceğine karar verir. Ve bu tespitte soyut veya duygusal iddialar değil somut kanıtlar esas alınır. Hakimin kanaatini, tarafların iddialarını destekleyen deliller, tanıklar vb. ispatlar şekillendirir. Bu nedenle delillerin niteliği, zamanlaması ve doğruluğu kusurun belirlenmesinde ve verilen kararda belirleyicidir.
Her dosyanın kendi somut delilleri üzerinden değerlendirilmesi gerekir. Bu nedenle emsal kararlar, somut dosyanın yerine geçen bir belge değil; uygulanacak hukuk kuralının yorumunda yararlanılan önemli bir içtihat kaynağıdır. Her olay kendine özgüdür ve dosya özelinde değerlendirme yapılması gerektiğinden; somut durumunuza uygun çözüm ve strateji belirlenmesi için bir Aile Hukuku avukatından profesyonel hukuki danışmanlık almanız tavsiye edilir.
Genel Boşanma Sebepleri Bakımından Kusur: Evlilik birliği eşlerin ortak hayatı sürdürmeleri kendilerinden beklenemeyecek derecede temelinden sarsıldıysa, eşlerden her biri boşanma davası açabilir. Buna göre, davacı eş kusurlu ve davalının kusurundan fazla ise, davalının davaya itiraz etme hakkı bulunmaktadır. Ancak bu durumda da itiraz eden eş tarafından hakkın kötüye kullanımı ya da çocuklar açısından bir fayda görülmezse, yine de boşanmaya karar verilebilmektedir. İtiraz hakkının kullanımında, dava açan eşin diğer eşten daha az ya da eşit düzeyde kusurlu olması aranmaktadır. Dava açıldıktan sonra meydana gele kusur durumları değerlendirme ve hükme alınmamaktadır. Kısırlık, iktidarsızlık gibi sebeplerden dolayı açılabilen bir davada, söz konusu problemler davalı eşin psikolojik olarak olumsuz şekilde etkilenmesine sebep olabilmekte ve kusurlu davranışlara neden olabilmektedir. Bu haller de netice olarak evlilik birliğinin temelden sarsılmasına yol açacaktır.
… davalının, üvey çocuklarına gerekli ilgi ve özen göstermediği, kızını okula göndermediği, evlilik birliğinin temelinden sarsılmasında davalının tam kusurlu olduğu. (Y2HD)
Genel Boşanma Sebepleri Bakımından evlilik birliğini sarsabilecek kusurlu davranışların tamamını saymak mümkün olmamakla birlikte uygulamada en çok karşılaşılan davranışlar olarak;
- Sadakat Yükümlülüğünün İhlali (Sadakatsizlik); Sadakatsizlik kavramı cinsel sadakatsizlik olarak kullanılmaktadır. Eşlerden birisinin sadakatsizce davranmış sayılması için üçüncü bir kişiyle fiziksel temasta bulunmasının da zorunlu bir unsur olarak aranmamaktadır.
- Güven Sarsıcı Davranışlar; Çeşitli konularda yalan söylemek, sözünü tutmamak, eve gizlice dinleme cihazı yerleştirmek, sosyal medyada kendini bekar olarak tanıtmak, aşk barındıran mesajlaşmalar, sevgili olarak başka bir erkekle görüşmesi, bir başka erkekle arabada ve alışveriş merkezinde görülmesi ve telefonda mesajlaşmalarının olması gibi davranışlar bu bağlamda bir kusur sayılabilmektedir. Güven sarsıcı davranışlar, üçüncü kişilerin katılımını gerektirmez.
- Birlik Görevlerini Yerine Getirmemek; Evlenmeyle eşler arasında evlilik birliği kurulmuş olur. Eşler, bu birliğin mutluluğunu elbirliğiyle sağlamak ve çocukların bakımına, eğitim ve gözetimine beraberce özen göstermekle yükümlüdürler. Eşler birlikte yaşamak, birbirine sadık kalmak ve yardımcı olmak zorundadırlar. Bu yükümlülük, boşanma davası derdest ve taraflar fiili olarak ayrı yaşıyor olsalar bile kısmen devam eder. Bu konudaki davranışlara birlikte yaşamaktan kaçınmak, eşi ailesinin evine bırakmak veya kovmak, eşle ilgilenmemek, bağımsız konut temin etmemek, masraflara katılmamak, evin ihtiyaçlarıyla ilgilenmemek, evin temizliğiyle ilgilenmemek örnek olarak gösterilebilir.
…eşler, her ne kadar boşanma aşamasında da olsalar; kanundan doğan bu yükümlülükleri gereği devam eden zorunlu giderlere güçleri oranında emek ve mal varlıkları ile katılmak zorundadırlar. (YHGK)
- Ekonomik Şiddet ve Mali Güvenin Sarsılması; Mali yönden güven sarsıcı davranışlar olarak; aşırı borçlanarak aileyi zora düşürmek, banka hesabından eşinin haberi olmadan para çekmek, eşinin parasını izinsizce almak, taşınmazı ilk eşinden olan oğluna devretmek, altınlarını kocasına haber vermeksizin abisine vermek, kadının ziynetlerini habersizce alıp hırsız çalmış gibi davranmak, eşin çalışmasına izin vermemek, eşe harçlık vermemek, eşin verdiği vekaleti kötüye kullanarak eşin taşınmazlarını devretmek gibi davranışlar örnek gösterilebilir.
- Cinsel Şiddet; Cinsel ilişkinin gerçekleşmemesi, eşlerden birisinin bundan kaçınması veya tedavisi mümkün bir hastalığın tedavisini olmayı reddetmek de kusur olarak yüklenir. Örneğin yatakları ayırarak cinsel ilişkiden kaçınan taraf kusurludur.
Evlenmenin sosyal amacı yanında, cinsel arzuları tatmin etme gayesi de vardır. Tarafların cinsel organları normal yapıda olmasına rağmen; psikolojik sebeple de olsa uzun evlilik süresi içinde cinsel ilişki kuramadıkları dosya içindeki raporlardan anlaşılmaktadır. Bu hal evlilik birliğini temelinden sarsar. (Y2HD)
- Fiziksel veya Duygusal Şiddet; Fiziksel şiddetin kusur kıyasındaki ağırlığı şiddetin yoğunluğuna göre değişebilecektir. Duygusal şiddet ise somut olarak yani fiziksel bulgular olmamakla birlikte hakaret, aşağılama, tehdit, dışlama, suçlama, sürekli kıskanç ve baskıcı tutum, aile mahremine ilişkin meseleleri başkalarına anlatma, sevgisiz davranmak gibi davranışlar gösterilebilir.
…iki tarafında birbirine fiziksel şiddet uyguladıkları ve eşit kusurlu oldukları gerekçesiyle, erkeğin boşanma davası kabul edilerek tarafların boşanmalarına karar verilmiştir. Yapılan yargılama ve toplanan delillerden; erkeğin eşine birden çok kez fiziksel şiddet uyguladığı ve bu nedenle kadına oranla ağır kusurlu olduğu (Y2HD)
- Reddedilen İlk Boşanma Davası Sonrasında Birliğin Kurulamaması: Boşanma sebeplerinden herhangi biriyle açılmış bulunan davanın reddine karar verilmesi ve bu kararın kesinleştiği tarihten başlayarak bir yıl geçmesi hâlinde, her ne sebeple olursa olsun ortak hayat yeniden kurulamamışsa evlilik birliği temelden sarsılmış sayılır ve eşlerden birinin istemi üzerine boşanmaya karar verilir.
Özel Boşanma Sebepleri Bakımından Kusur İlkesi: Zina, hayata kast, pek kötü veya onur kırıcı davranış, suç işleme ve haysiyetsiz hayat sürme, terk gibi boşanma nedenlerinde kusur ilkesi benimsenmiş olup;
- Zina; Eşlerden birinin zina etmesi durumunda diğer eş, sadece bunu ispat ederek boşanmayı isteyebilir. Zinanın kanıtlanması için karşı cinsten biriyle aynı otel odasında kalmak, kadının/erkeğin evde yalnızken başka bir erkeği/kadını eve alması gibi kesin veya güçlü karineyle ispat koşulu aranmaktadır. Zina nedeniyle boşanma, söz konusu fiilin bilerek ve isteyerek gerçekleştirilmesi koşulunu ortaya koymasıyla beraber, bu durum aynı zamanda kusura işaret etmektedir. Dolayısı ile, zinayı gerçekleştiren eş, kusurlu bulunmaktadır. Bunun yanında, yine zinanın sayılabilmesi için koşullardan birisinin cinsel birleşmenin gerçekleşmesidir. Ancak, cinsel birleşme gerçekleşmeden vücut teması, karşı cinsten biriyle duygusal arkadaşlık kurma, yapay döllenme, cinsel ilişki hazırlığına girişme gibi fiiller zina olarak kabul edilmemekle beraber, yine de kusurlu davranışlar olarak kabul edilebilmektedir. Bunun nedeni, söz konusu davranışların, eşler arasındaki sadakat yükümlülüğüne aykırı bulunmasından kaynaklanmaktadır. Ancak, uyuşturucu verilerek ya da bayıltılarak cinsel ilişkinin sağlanması durumlarında zinadan söz edilememektedir. Zina nedeniyle boşanma halinde hakim, kusurlu eşin artık değerdeki pay oranının hakkaniyete uygun olarak azaltılmasına veya kaldırılmasına karar verebilir.
Zina olayının mevcut sayılabilmesi için en önemli koşulu, “cinsel ilişkinin” varlığının kesin veya güçlü karineyle kanıtlanmış olmasıdır. (Y2HD)
- Hayata Kast, Pek Kötü veya Onur Kırıcı Davranış; Eşlerden her biri diğeri tarafından hayatına kastedilmesi veya kendisine pek kötü davranılması ya da ağır derecede onur kırıcı bir davranışta bulunulması sebebiyle boşanma davası açabilir. Hayata kasta girebilen davranışlar doğrudan eşin bedenine etki eden müessir bir fiille gerçekleşebileceği gibi, yardıma ihtiyaç duyan eşe yardımcı olmamak gibi pasif bir davranışla, üçüncü bir kişi aracılığıyla ya da intihara teşvikle de işlenebilir. Hayata kast nedeniyle boşanma hâlinde hakim, kusurlu eşin artık değerdeki pay oranının hakkaniyete uygun olarak azaltılmasına veya kaldırılmasına karar verebilir.
Boşanma hukukunda onur kırıcı davranışlar, eşin şeref ve haysiyetine yönelik olarak hırsızlıkla suçlamak, eşin bakire olmadığı yönünde etrafta söylemlerde bulunmak vb. eylemleri ifade etmektedir. Eşlerden birinin hırsızlık, uyuşturucu ticareti, kasten öldürme, cinsel saldırı ve cinsel istismar suçu vb. gibi küçük düşürücü bir suç işlemesi durumunda evliliğin devamı diğer eşten beklenemezse bu kusurlu davranışlar sebebiyle de boşanma davası açılabilir.
Onur kırıcı davranış nedeniyle boşanmaya karar verilebilmesi için her türlü onur kırıcı davranış değil, ağır derecede onur kırıcı bir davranışın gerçekleşmesi gerekir. (Y2HD)
- Suç İşleme ve Haysiyetsiz Hayat Sürdürme; Eşlerden biri kumarbazlık, başkasıyla sürekli olarak yaşaması, ayyaşlık, uyuşturucu bağımlılığı vb. küçük düşürücü bir suç işler veya haysiyetsiz bir hayat sürer ve bu sebeplerden ötürü onunla birlikte yaşaması diğer eşten beklenemezse, bu eş her zaman bu kusurlara dayanarak boşanma davası açabilir.
- Terk; Eşlerden biri, evlilik birliğinden doğan yükümlülüklerini yerine getirmemek maksadıyla diğerini terk ettiği veya haklı bir sebep olmadan ortak konuta dönmediği takdirde ayrılık, en az altı ay sürmüş ve bu durum devam etmekte ve istem üzerine hakim veya noter tarafından yapılan ihtar sonuçsuz kalmış ise; terk edilen eş, boşanma davası açabilir. Diğerini ortak konutu terk etmeye zorlayan veya haklı bir sebep olmaksızın ortak konuta dönmesini engelleyen eş de terk etmiş sayılır.
…ihtarın geçerli olması için feragat tarihinden itibaren en az dört ayın geçmesi zorunludur. Olayda bu hususa uyulmamıştır. Bu bakımdan ihtar geçersiz olup davanın reddi gerekir (Y2HD)
- Akıl Hastalığı: Eşlerden biri akıl hastası olup da bu yüzden ortak hayat diğer eş için çekilmez hale gelirse, hastalığın geçmesine olanak bulunmadığı resmi sağlık kurulu raporuyla tespit edilmek koşuluyla bu eş boşanma davası açabilir. Fakat akıl hastalığı evlilik öncesinde de biliniyorsa, boşanma kararı verilebilmesi için durumun ağırlaşması veya durumun aslında en başından beri tahmin edilenden daha ağır olduğunu gösteren vakıalara sebep olması gerekir. Akıl hastalığı, eşe kusur olarak yüklenebilecek bir husus olmamakla birlikte rahatsızlık m.165 uyarınca boşanma sebebi olamayacak seviyede ve eşten gizlenmişse, bu durumun saklanmış olması güven sarsıcı sayılıp tarafa kusur olarak yüklenebilir.
Kusuru Azaltan ve Kaldıran Haller: Hakim kusuru azaltan veya kaldıran hallerin olup olmadığını dosyadaki veriler üzerinden re’sen göz önüne alır ve bu haller;
- Affetme ve hoşgörüyle karşılama,
- Tepkisel davranışlar,
- Teşebbüs,
- Haksız tahrik,
- İradi olmayan davranışlar,
- Kusurlu sayılmayan eşlerden birinin diğeri aleyhine tanıklık yapması, yeni eve geçmek için ev bulma taşınma gibi süre isteyen hususlarda makul bir sürenin geçmesini beklememek, cinsel birleşmenin bazı psikolojik nedenlerden ötürü evliliğin başında gerçekleşememiş olması vb. diğer davranışlardır.
…mahkemece tarafların kabul edilen kusurlu davranışları yanında erkeğin eşi hakkında dedikodu yaptığı ve boşanmaya sebep olan olaylarda davacı erkeğin daha ağır kusurlu olduğu anlaşılmaktadır. Hal böyle iken, tarafların eşit kusurlu kabul edilmesi doğru görülmemiştir. (Y2HD)
Kusur Tespitinde Delillerin Hukuki Önemi: Boşanma davalarında kusurun varlığı ancak delillerle ispatlanabilir. Hakim, tarafların ileri sürdüğü her iddiayı delillerle birlikte değerlendirir. Kusurun varlığını gösteren delillerin doğrudan olaya ilişkin olması gerekir. Deliller, davada iddia ve savunmanın temelini oluşturduğundan olaylar somut olmalıdır. Yalnızca kusuru kanıtlamak için değil, aynı zamanda tarafın daha az kusurlu olduğunu göstermek için de kullanılabilir. Özellikle boşanma kararı neticesinde, tazminat talepleri ve boşanma nafakası açısından önemlidir ve değerlendirilmesi gerekir.
…tarafların bağımsız aile konutlarının bulunmadığı, davalı erkeğin kadını ailesinin yanına bırakıp gittiği bir daha arayıp sormadığı, bu haliyle erkeğin birlikte yaşamaktan kaçındığı anlaşılmaktadır. Bu halde taraflar arasında ortak hayatı temelinden sarsacak derecede ve birliğin devamına imkan vermeyecek nitelikte bir geçimsizlik mevcut ve sabittir. Olayların akışı karşısında davacı kadın dava açmakta haklıdır. (Y2HD)
Değerlendirilebilecek ve İleri Sürülebilecek Deliller: Mahkemeye sunulan delillerin hükme esas alınabilmesi için hukuka uygun olarak elde edilmiş olması gerekir. Kusur tespitinde; tanık beyanları, elektronik deliller, sağlık raporları, mesajlaşmalar, tutanaklar, otel kayıtları, banka kayıtları, resmi belgeler, DNA testi, ses ve görüntü kayıtları vb. deliller önemlidir.
Boşanmada Kusur Belirlemesinin Hukuki Sonuçları: Kusur belirlemesi bir kere kesinleştikten sonra açılacak yeni davalarla kusur belirlemesinin değişmesi mümkün olmaz. Etkisi ise yalnızca boşanma davasının kabul edilebilirliğinde değil evliliğin sona ermesine bağlı bazı mali hususlarda da kendisini gösterir.
- Davanın Kabulü veya Reddine Etkisi; Davalının tam veya ağır kusurlu olduğu ya da davacıyla eşit kusura sahip olduğu durumlarda davanın kabulüne engel yoktur. Davacının kusuru daha ağır ise, davalının açılan davaya itiraz hakkı vardır. Bununla beraber bu itiraz, hakkın kötüye kullanılması niteliğinde ise ve evlilik birliğinin devamında davalı ve çocuklar bakımından korunmaya değer bir yarar kalmamışsa boşanmaya karar verilebilir.
Eşini kovan ve evin kilidini değiştiren koca daha ağır kusurludur. Kadının boşanmaya karşı çıkması evlilik birliğini kurtarmaya matufdur. …kadının itirazı hakkın kötüye kullanılması niteliğinde bulunmadığından, davanın reddi gerekir. (Y2HD)
- Maddi Tazminat; Mevcut veya beklenen menfaatleri boşanma yüzünden zedelenen kusursuz veya daha az kusurlu taraf, kusurlu taraftan uygun bir maddî tazminat isteyebilir. Maddi tazminat miktarının ölçüsü belirlerken tarafların mali ve sosyal durumları, mevcut ve beklenen menfaatleri ve paranın alım gücüne ek olarak ayrıca tarafların kusur derecelerinin ve kişilik hakkı ihlalleri de dikkate alınmaktadır.
- Manevi Tazminat; Boşanmaya sebep olan olaylar yüzünden kişilik hakkı saldırıya uğrayan taraf, kusurlu olan diğer taraftan manevî tazminat olarak uygun miktarda bir para ödenmesini isteyebilir. Tazminat yükümlüsünün ağır kusurlu olması şartı aranmaktadır. Kişilik hakkı saldırıya uğrayan tarafın manevi tazminat isteyebileceği öngörüldüğünden, uygulamada her ağır kusurlu eş aleyhine manevi tazminat talebi kabul edilmemekte, kişilik hakkını ihlal eden bir kusurlu davranışa maruz kalınması da aranmaktadır.
- Yoksulluk Nafakası: Boşanma yüzünden yoksulluğa düşecek taraf, kusuru daha ağır olmamak koşuluyla geçimi için diğer taraftan mali gücü oranında süresiz olarak nafaka isteyebilir. Nafaka yükümlüsünün kusuru aranmaz. Yoksulluk nafakasının amacı asgari ihtiyaçları karşılamak olduğundan miktar belirlenirken evlilik zamanında sahip olunan hayat standartlarına dönüş amaçlanmaz.
- Geçici Tedbir Nafakası; Boşanma veya ayrılık davası açılınca hâkim, davanın devamı süresince gerekli olan, özellikle eşlerin barınmasına, geçimine, eşlerin mallarının yönetimine ve çocukların bakım ve korunmasına ilişkin geçici önlemleri re’sen alır. Dava sonunda eşit veya az kusurlu çıkmasına rağmen -mali güçlük içinde olmadığı için- lehine yoksulluk nafakasına hükmedilmeyen taraf lehine dava süresince tedbir nafakasına hükmedilebilir.
- Yargılama Giderleri ve Vekalet Ücreti; Vekalet ücretine ve yargılama giderlerine davanın kabul veya ret durumuna göre karar verildiğinden kusur belirlemesinin bunlara bir etkisi yoktur.
- Mal Rejiminin Tasfiyesi; Zina veya hayata kast nedeniyle boşanma hâlinde hâkim, kusurlu eşin artık değerdeki pay oranının hakkaniyete uygun olarak azaltılmasına veya kaldırılmasına karar verebilir.
- Velayet; Küçük çocuğun bedeni, fikri ve ahlaki gelişimine engel olacağı düşünülmediği müddetçe anne bakımı ve şefkatine ihtiyacı olduğu düşünülen çocuk anneye bırakılmaktadır.
- Dava Sırasında Ölüm Sonucu Boşanmanın Kusur Tespiti Davasına Dönmesi; Boşanma davası devam ederken, ölen eşin mirasçılarından birisinin davaya devam etmesi ve diğer eşin kusurunun ispatlanması hâlinde boşanan eşler, bu sıfatla birbirlerinin yasal mirasçısı olamazlar ve boşanmadan önce yapılmış olan ölüme bağlı tasarruflarla kendilerine sağlanan hakları, aksi tasarruftan anlaşılmadıkça, kaybederler.
…mirasçı yahut mirasçılar tarafından devam eden davada, sağ kalen eşin boşanmaya sebebiyet veren olaylarda kusurlu olduğunun sabit kabul edilmesi halinde, sağ eş maddenin birinci fıkrasında belirtildiği gibi ölenin eşi sıfatıyla yasal mirasçısı olamayacak ve boşanmadan önce yapılmış olan ölüme bağlı tasarruflarla kendisine sağlanan hakları, aksi tasarruftan anlaşılmadıkça kaybedecektir. (Y2HD)
“Hukuki konularda hak kaybına uğramamak için hukuki destek ve danışmanlık almanızı tavsiye ederim.”
Kaynakça:
- TMK
- Yargıtay Kararları
- SEROZAN, Rona & ENGİN, Baki İlkay, Miras Hukuku, 2021
- DURAL, Mustafa, ÖĞÜZ, Tufan, GÜMÜŞ Mustafa Alper, Türk Özel Hukuku, Aile Hukuku Cilt III, 2018
- BİLGİN YÜCE, Melek, Miras Hukuku, 2020
- BURCUOĞLU, Haluk, Boşanmada Kusur ve Yoksulluk Nafakası ile İlgili Gözlemler, İAÜHF Dergisi, Y:4 S:2, Aralık 2018 (1-12)
Bu makale, makalenin yazım tarihi itibarıyla yürürlükte olan mevzuat dikkate alınarak Av. Arb. Erol ASLAN tarafından hazırlanmıştır. Her olaydaki maddi vakalar ve özellikleri ile bunların uygulama ve sonuçları farklı olacağından, bu makale yalnızca bilgilendirme amaçlı olarak hazırlanmış olup, bir hukuki görüş veya öneri teşkil etmez ve bu şekilde yorumlanamaz.