
Designed by Magnific
Çocuklar bakımından ana ve babanın hakları, m.183/3: Velâyetin kullanılması kendisine verilmeyen eşin çocuk ile kişisel ilişkisinin düzenlenmesinde, çocuğun özellikle sağlık, eğitim ve ahlâk bakımından yararları esas tutulur. Bu eş, çocuğun bakım ve eğitim giderlerine gücü oranında katılmak zorundadır.
İştirak Nafakası: Çocuğu, kendisine bırakılmayan tarafın, onun bakımı ve yetiştirilmesi için ödeyeceği nafakaya iştirak nafakası denmektedir. Kural olarak boşanma kararının kesinleşmesiyle başlar ve çocuğun ergin olmasına kadar devam eder. Bununla birlikte çocuk ergin olduğu halde eğitimine devam ediyorsa, eğitiminin sona ermesine kadar ana ve babanın ona durum ve koşullar dahilinde kendilerinden beklenebilecek seviyede bakmakla yükümlü olduğu m.328’de belirtilmiştir. Dolayısıyla, ana veya babanın iştirak nafakası ödeme yükümü, çocuk kendisine bırakılan kişinin mali durumunun yeterli olmaması ile ilgili değildir. Bu nedenle, çocuğun velayet hakkına sahip olan eşin mali durumu ne kadar iyi olursa olsun, iştirak nafakasına hükmedilebilir.
İştirak nafakası boşanma, ayrılık, evlenmenin yokluk, butlan veya feshi davalarında boşanma ayrılık evlenmenin yokluk, butlan veya fesih kararının kesinleşmesi tarihinde başlar, çocuğun ergin olması tarihine kadar devam eder. Erginlik 18 yaşın doldurulması ile başlar. Evlenme de kişiyi ergin kılar, diğer taraftan kişi Mahkemece de ergin kılınabilir. (Y2HD)
Boşanmadan önce, ana ve baba, çocukların bakımını birlikte üstlenme sorumluluğu altında iken, boşanma nedeniyle ortak hayat ortadan kalktığından, boşanmadan sonra bu mükellefiyetin birlikte ifası mümkün olamamaktadır. Bu nedenle İştirak nafakası bu amacın gerçekleşmesi için ortaya çıkmış bir nafaka türü ve aynı zamanda çocuk için tanınmış bir haktır.
Boşanma sırasında annenin iştirak nafakası istemiyorum şeklindeki sözleri, küçüğün ergin olacağı tarihe kadar sürecek olan nafakayı kapsamaz. İştirak nafakası her an doğup işleyen haklardandır. Mahkemece tarafların sosyal ve ekonomik durumları ile küçüğün ihtiyaçları dikkate alınıp uygun bir nafaka takdir edilmesi gerekir. (Y2HD)
İştirak Nafakası Talep ve Dava Hakkı: İştirak nafakası isteme velayetin fiilen kullanılmasına bağlı bir haktır. Bu anlamda küçüğe fiilen bakan, onun bakım ve eğitim giderlerini karşılayan anne ve baba çocuk adına küçüğe fiilen bakmayan veya velayet hakkına sahip olmayan diğerine karşı; şayet ayırt etme gücüne sahip olmayan küçük için gereken hallerde ise atanacak kayyım veya küçük vesayet altına alınmışsa vasi anne ve babaya karşı iştirak nafakası davası açabilir. Küçük ayırt etme gücüne sahip ise kişiye sıkı sıkıya bağlı bir hakkın kullanımı olarak nafaka davasını anne veya babasına karşı açabilmesi de mümkündür. Nafaka yükümlüsü eş m.182/3 hükmünce çocuğun bakım ve eğitim giderlerine gücü oranında katılmak zorundadır.
“Her olay kendine özgüdür ve dosya özelinde değerlendirme yapılması gerektiğinden; Somut durumunuza uygun çözüm ve strateji belirlenmesi için bir aile hukuku avukatından profesyonel hukuki danışmanlık almanız tavsiye edilir.”
İştirak Nafakası için Dava Süresi: İştirak nafakasına hükmedilmesi için velâyet ilişkisinin varlığı aranır. Boşanma dâvasının açıldığı tarihte ya da dâva devam ederken çocuğun ergin olmaması gerekir. Çocuğun ergin olduğu tarihte iştirak nafakası kendiliğinden sona erer. Ancak, ergin olduktan sonra eğitimine devam eden çocuğun yeni bir dâva açmak suretiyle nafaka istemesi mümkündür. İştirak nafakası, boşanma kararının kesinleştiği tarihten sonra işlemeye başlar. TMK m.182 uyarınca ilamda hükme bağlanan söz konusu nafakanın alacaklısı müşterek çocuk değil velâyet hakkını haiz olan eştir. Çocuğun ergin olduğu tarihe kadar ödenmesi gerekip de ödenmeyen ve bu nedenle biriken nafaka alacağının, velâyet hakkına sahip olan eş tarafından, çocuğun ergin olmasından sonra da takip edilmesi mümkündür.
İştirak Nafakasının Kapsamı: TMK m.327’de çocuğun bakımı, eğitimi ve koruması için gerekli giderlerin ana ve baba tarafından birlikte karşılanacağı düzenlenmiş olup bu giderler iştirak nafakası kapsamında yer alır. Çocuğun; yiyecek, giyim, barınma, sağlık, istirahat, eğitim öğretim, harçlık, ulaşım giderleri nafakanın bu türünün kapsamını oluşturmaktadır. Çocuğun yaşı, eğitim durumu, günün ekonomik koşulları ile genel ihtiyaçlar nafakanın takdirinde önem arz eden benzeri hususlardır. Nafaka yükümlüsünün katkı sağlaması gereken giderler arasında, velayet hakkı sahibinin bakım ve eğitime harcadığı emek, zaman ve hatta bu konularda üçüncü kişilerden alınan destek için ödenen giderler de dahildir. İştirak nafakasının miktarının her yıl hangi oranda artış göstereceği taraflarca da kararlaştırılabilir. Ancak kararlaştırılan oran, nafaka yükümlüsünü cezalandırırmışçasına çok yüksek olmamalıdır. Belirlenen oran, nafaka yükümlüsünün fakirleşmesine, karşı tarafın ise zenginleşmesine sebebiyet verecek kadar yüksek olmayacak şekilde hakim tarafından takdir yetkisini hakkaniyete uygun olarak değerlendirilir.
Eşler, ergin olmayan üvey çocuklarına da özen ve ilgi göstermekle yükümlüdürler. Kendi çocuğu üzerinde velâyeti kullanan eşe diğer eş uygun bir şekilde yardımcı olur; durum ve koşullar zorunlu kıldığı ölçüde çocuğun ihtiyaçları için onu temsil eder.
…boşanma ve ayrılık olduğunda velayet kendisine verilmeyen eş, küçük çocuğun bakım ve eğitim giderlerine “gücü” oranında katılmak zorundadır. Boşanma davası sırasında annenin velayeti altında bulunan küçüğün menfaatine aykırı olarak ve henüz tahakkuk etmemiş iştirak nafakasından feragati geçersizdir. Feragate ilişkin beyanı, küçüğün ergin olacağı tarihe kadar sürecek olan nafakayı kapsamaz. İştirak nafakası her an doğup işleyen haklardandır. (Y3HD)
İştirak Nafakasından Feragat Edilemezlik: İştirak nafakası kamu düzeninden olup, bundan önceden feragat edilemez. İştirak nafakası kişiye sıkı sıkıya bağlı bir hak olduğu için üçüncü kişiye devredilemez, miras yoluyla geçmez, alacak olarak devredilemediği için üzerinde rehin tesis edilemez, takas edilemez, ilama dayalı ise haczedilemez. İştirak nafakası boşanma davasının her aşamasında talep edilebilir veya talep olmasa bile hakimin re’sen karar verme yetkisi bulunduğundan taleple bağlılık ilkesi söz konusu olmayacaktır. Hakim iştirak nafakasının miktarını serbestçe tayin edebilir. Dolayısıyla, hakimin takdir hakkı tarafların istekleriyle sınırlandırılamaz. Nafaka hakkı, çocuğun bir hakkıdır ancak bunu isteme hakkı, çocuğun velayeti kendisine bırakılmış olan çocuğun velisine aittir. İştirak nafakası her an doğup işleyen haklardandır.
Çocuğun büyüdüğü, eğitimine devam ettiği, ihtiyaçlarının arttığı dikkate alınmak suretiyle nafaka yükümlüsü babayı zorlamayacak, ama aynı zamanda velayet hakkı sahibi annenin yaptığı katkı dikkate alınarak ve son soyutlamada TMK. m.4‘deki hakkaniyet ilkesi gözetilerek, dengeyi sağlayacak bir nafaka miktarına hükmetmesi gerektiği (Y3HD)
Anlaşmalı Boşanma Davası ile Talep Edilmemiş İştirak Nafakasının Sonradan Talebi: Tarafların anlaşmalı boşanmaları durumunda birbirleriyle yapmış oldukları protokol, hukukî niteliği açısından TMK hükümlerine dayanmaktadır. Velâyet hakkına sahip taraf, çocuk için nafaka talebinin bulunmadığını açık bir şekilde ifade etmişse nafakaya hükmedilmeyebilir. Ancak, tarafların iradelerini hakim huzurunda, iştirak nafakası takdir edilmemesi yönünde açıklamaları durumunda dahi boşanma kararı kesinleştikten sonra, velâyetin kendisine verildiği tarafça, daha sonra iştirak nafakası isteminde bulunulması mümkündür. Öyle ki davacı, çocuğu için nafaka istemediğini beyan etmiş ve boşanma kararı kesinleşmişse, kısa bir süre içerisinde iştirak nafakası istenmesi durumunda; protokol hükümlerine uyulmadığı, davanın dürüstlük kuralına uygun şekilde açılmadığı yönünde bir savunma getirilmiş olsa dahi mahkeme tarafından ana babanın ekonomik sosyal durumları ve küçüğün gereksinimleri göz önünde bulundurularak uygun bir nafakaya hükmedilmelidir. Anlaşmalı boşanma kapsamında istenmemiş olsa da iştirak nafakası isteminin sonradan da ileri sürülebilmesinin sebebi konunun kamu düzeninden olmasıdır. Bu nedenle iştirak nafakasına hükmedilmesi tarafların taleplerine bağlı değildir.
“Anlaşmalı boşanma protokolünüz için bir aile hukuku avukatından profesyonel hukuki danışmanlık almanız tavsiye edilir.”
TMK m.182/3 hükmü gereği velayetin kullanılması kendisine verilmeyen eşin çocuk ile kişisel ilişkisinin düzenlenmesinde, çocuğun özellikle sağlık, eğitim ve ahlâk bakımından yararları esas tutulur. Bu eş, çocuğun bakım ve eğitim giderlerine gücü oranında katılmak zorundadır. Dolayısıyla anlaşmalı boşanma davasında, yapılan protokolde davacının müşterek çocuk için nafaka istememiş olmasının daha sonra iştirak nafakası talep etmeye engel teşkil etmemektedir. Diğer taraftan müşterek çocuk için protokolle tazminat ödenmesinin davalı babayı iştirak nafakası ödemesi yükümlülüğünden kurtarmayacağı ancak bu husus nafaka miktarının tayininde göz önüne alınmalıdır.
Boşanma esnasında iştirak nafakası talep edilmemesi, küçüğün ergin olacağı tarihe dek sürecek olan nafakayı kapsamaz. İştirak nafakası her an doğup işleyen haklardandır. (Y3HD)
Nafaka Miktarının Takdiri ve Hesaplanması: Nafaka miktarı, çocuğun ihtiyaçları ile ana ve babanın hayat koşulları ve ödeme güçleri dikkate alınarak belirlenir. Ayrıca, miktarının belirlenmesinde varsa çocuğun gelirleri de göz önünde bulundurulur. Nafaka her ay peşin olarak ödenir. Hâkim istem halinde, irat biçiminde ödenmesine karar verilen nafakanın gelecek yıllarda tarafların sosyal ve ekonomik durumlarına göre ne miktarda ödeneceğini karara bağlayabilir. Durumun değişmesi halinde hakim, istem üzerine nafaka miktarını yeniden belirler veya nafakayı kaldırır. Ancak, yoksulluğa düşmüş olma, yoksulluğa düşme tehlikesi, diğer taraftan daha ağır kusurlu olmama gibi şartlar iştirak nafakasında aranmaz.
Nafaka hesaplamasında anne ile babanın gelir durumunun tespitinde sosyal ve ekonomik durum araştırması adı verilen rapor (SED- Raporu) dikkate alınmaktadır. Bu kapsamda ve gerek çocuk gerek taraflar yönünden hak kayıplarına neden olmamak için ebeveynlerin geliri araştırılırken sadece zabıta araştırması ve tanık beyanları ile yetinilmemeli, ilgili Tapu Sicil Müdürlükleri, Bankalar, Mal müdürlüğü ve diğer ilgili kurumlardan bilgi alınmalı, çocuğun ihtiyaçları yönünden ayrımlar yapılmak suretiyle daha somut bir değerlendirme yapılmalı ve gerekirse bilirkişi desteği alınmalıdır.
…nafaka belirleme esaslarına göre; tarafların ekonomik sosyal durumlarının, gelir ve giderlerinin, taşınmaz, araç, banka hesabına sahip olup olmadıklarının, ayrıntılı olarak araştırılması, gelen cevaba göre iştirak nafakasının takdir edilmesi gerekirken, ayrıntılı bir araştırma yapmaksızın varsayıma dayalı bir bedelin iştirak nafakası olarak takdir edilmesi TMK m. 4 gereğince vurgulanan hakkaniyet ilkesine uygun değildir. (Y3HD)
Nafakanın Uyarlanması: Tarafların malî durumlarının değişmesi veya hakkaniyetin gerektirdiği hallerde m.176/4 uyarınca iradın (tazminatın tek seferde toplu olarak değil, belirli periyotlarla örneğin aylık olarak parça parça ödenmesi durumunda) mahkeme kararıyla artırılması veya azaltılmasına karar verilebilir. Tarafların sosyal ekonomik koşullarının değişmesi, çocuğun büyümesiyle giderlerin artması veya nafaka borçlusunun mali gücünün ciddi biçimde değişmesi, ekonomik göstergelerdeki değişim dikkate alınarak, m.4’de vurgulanan hakkaniyet ilkesine uygun bir miktar nafakaya hükmedilmesi gerekir. Belirtilen bu sebepler uyarlama davasının açılması bakımından temel sebeplerdir.
Nafakaya İlişkin Kararlara Uymayanların Cezası: Nafakaya ilişkin kararların gereğini yerine getirmeyen borçlunun, alacaklının şikâyeti üzerine, üç aya kadar tazyik hapsine karar verilir. Hapsin tatbikine başlandıktan sonra kararın gereği yerine getirilirse, borçlu tahliye edilir. Borçlunun, nafakanın kaldırılması veya azaltılması talebiyle dava açmış olması halinde, ileri sürdüğü sebepler göz önünde bulundurularak, tazyik hapsinin uygulanması bu davanın sonuna bırakılabilir. Ödenmemiş nafaka borçlarından dolayı şikayet hakkı, fiilin öğrenildiği tarihten itibaren üç ay ve her halde fiilin işlendiği tarihten itibaren bir yıl geçmekle düşer.
Görevli ve Yetkili Mahkeme: Nafakaya ilişkin uyuşmazlıklarda görevli mahkeme Aile Mahkemesidir. Aile mahkemesi bulunmayan yerlerde Asliye Hukuk Mahkemesi aile mahkemesi sıfatıyla görevlidir. Yetki bakımından ise m.177 vd. hükümler uyarınca boşanma davasından sonra açılacak nafaka davalarında nafaka alacaklısının yerleşim yeri mahkemesi yetkilidir.
“Hukuki konularda hak kaybına uğramamak için hukuki destek ve danışmanlık almanızı tavsiye ederim.”
Kaynakça:
- 4721 Sayılı TMK
- 2004 Sayılı İİK
- Yargıtay Kararları
Bu makale, makalenin yazım tarihi itibarıyla yürürlükte olan mevzuat dikkate alınarak Av. Arb. Erol ASLAN tarafından hazırlanmıştır. Her olaydaki maddi vakalar ve özellikleri ile bunların uygulama ve sonuçları farklı olacağından, bu makale yalnızca bilgilendirme amaçlı olarak hazırlanmış olup, bir hukuki görüş veya öneri teşkil etmez ve bu şekilde yorumlanamaz.