
Photo by BROTE studio from Pexels
Karşılaştığımız herhangi bir sorunu olduğu gibi daha sonra düşüncesiyle bırakabilir, durumu değiştirebilir veya sorunlarla yüzleşmeyi seçebiliriz.
Pek çok insan, yaşamları için sorumluluk almayı reddeder ve içlerindeki seçme gücünü inkar eder veya belki de kendinin farkında değil. Diğer taraftan bir başkasının, kaderin veya koşulların kendi yaşamlarını kontrol ettiklerini, iplerin o hayali elde olduğu düşüncesiyle kendisini avutur. Bir an için geriye yaslanın ve düşünün;
- Daha önce aynı ortamda bulunduğunuz bir kişiden olumsuz bir enerji hissettiniz mi?
- Bir toplantı ya da görüşme sürecinde insanlardan gelen olumsuz bir eleştiri veya yaklaşıma maruz kaldınız mı?
- “Bu işi yapamazsın, sana göre hiç değil?” sözleriyle coşkunuzu kırmaya çalışan kaç kişiyle karşılaştınız?
- Bir işe tam coşkuyla başlarken olumsuz bakış açılarıyla enerjinizi emmeye çalışmadılar mı?
- Saldırgan, sivri dilleri, çok bilmişlikleri veya kibirli halleriyle moralimizi bozan kişiler?
Yosunlara Dikkat
Gerçek ise hepimizin kendi yaşam koşulları üzerinde kabul ettiğimizden çok daha fazla kontrolümüz altında olduğudur. Evet, bu konudaki engellerden birisi de çevremizdeki olumsuz insanlar. Öyle ki bu insanları değiştirmek çok zor. Deniz kenarında yürürken üzerine bastığımızda kayarak düşmemizi sağlayan ve yürümemizi engelleyen, zorlaştıran yosunlar gibidir. Eğer bu olumsuz kişileri değiştiremiyorsak çözüm sürecinden veya yaşamımızdan çıkarmalıyız. Çünkü bahaneleri, mazeretleri, “ama”ları, şikayetleri hiç ama hiç bitmez. Oysa değiştirmeye çalışmak için mücadele ederek zaman ve enerjimizi boşa harcamak yerine işimize odaklanarak değer katabiliriz. Bu kişilerle;
- Araya mesafe koyabilir, daha az zaman geçirmeye çalışabiliriz,
- Pozitif bakış açımızı kaybetmeden; hedeflerimizi, işimizi ve öz güvenimizi küçümsemesine fırsat vermeyebiliriz,
- Sorunları değil çözümleri konuşmaya yönlendirerek konuya farklı bakış açısıyla bakmalarını sağlayabiliriz,
- Kendimizi bir başkasıyla kıyaslamasına veya olumsuz düşüncelere sürüklemesine izin vermeyebiliriz.
Başarı basamağını şekillendirmeye başladığımız anlar…
Duygu kontrolünü kaybetmemeliyiz, çünkü hayatta disiplini sağlayan kişinin olumlu düşünce ve tavırlarıdır. Ne istediğimizi bilmeli ve tutkuyla inanmalıyız. Ancak olumlu bir tutum ve davranışlar içinde iken doğru hedefler belirleyebilir, kendimizi yönlendirebilir ve doğru kararlar vererek rüzgarı arkamıza alabilir ve doğru yönde ilerleyebiliriz. Aksaklıklar, hatalar mı? Bu yolda bizi güçlendiren, deneyim kazandıran ve bu kazanımlarla farklı aşamaları kaydedebiliriz. Evet, başarısız olduğumuz zamanlar olabilir. Unutmayalım ki yaşanan bu başarısızlıklar “başarıların temel direkleri“dir. Başarı basamağını şekillendirilmeye başladığımız anlardır.
Dolayısıyla bu yolculukta sorunlarımıza, ne kadar çözüm bulduğumuz ne kadar çözüm aradığımızla doğru orantılıdır. Eğer sorunlara olumsuz kişi, duygu ve takıntılardan uzak olarak yaklaştığımız zaman yaratıcı çözümlerle, farklılık yaratacak fikirler ortaya çıkacaktır. Tutkuyla yapmakta olduğumuz zaman zaman esneklik gösterdiğimiz ancak hedeflerimiz ettiğimiz şeyi başarmak daha da kolaylaşacaktır.
Neden olumlu düşüncelerin olduğu bir hayatı seçmeli ve yaşamalıyız? Cevap basit: “Ancak o zaman ilerleyebilir ve merdivenleri tırmanabiliriz. Tutkumuza coşkumuzu katabiliriz.
Fakat, bir kez vazgeçerseniz, başarıyla yapacağınız ilk ve son şeyi de yapmış olursunuz: “Fırsatlara kapıları kapatmak.”
Çevrenizde sizi de engelleyen, sizi olumsuzluğa çeken, fırsatlardan uzaklaştıran veya kapıyı açan farklı örneklerle mutlaka karşılaşmışsınızdır. Tecrübe ve düşüncelerinizi paylaşabilirsiniz?