Monotonluk mu yoksa yaşamın ve başarının heyecanı mı?..

Genellikle, büyüme ve gelişme için rahatlık veya konfor alanımızdan çıkmamız gerektiğini söyleriz. Peki, nedir bu konfor bölgesi? Bir rahatlık bölgesi. Bir kişiyi endişelenmeden meşgul olacak sınırlı ve tek düze bir davranış dizisini belirtir. Herhangi bir risk duygusu yaratmadan, ilerlemesini engelleyen hatta körelten ancak rahatlığın ardında tuzaklarla dolu bir davranış kümesi alanı olarak tanımlayabiliriz.

İnsan olarak hepimiz belirli alışkanlıkları sahiplenmeye yatkın ve bunu kolay edinen varlıklarız. Belirli kalıpları, alışkanlıkları ve aşinalıkları seviyoruz. Bu nedenle de günlük hayatımızda, sürekli küçük konfor bölgeleri yaratıyoruz. Belli bir nokta olsun, belli bir görev alanı, sorumluluklar veya görevler.

Rahatlık bölgesinden çıkmak kişi için ne anlama geliyor?

Yaşadığımız sistemin koşturması içerisinde kısa bir süreliğine de olsa gündelik tekdüzelikten kurtulmak, farklılıkları yakalamak, anı ve o heyecanı yaşamak hatta bazen alaycı bir el sallamak ama kendi benliğimize dönmek ve hem yaşamı hem de kendimizi keşfetmek adına değişikliklere adım atmalıyız.

Bazı insanlar için Everest dağına tırmanmak, Kaz dağlarında veya Likya yolunda yürümek gibi büyük bir fiziksel macera ya da yıllar boyu kariyer yolunu adım adım kararlılıkla ayarlama gibi bir değişiklik anlamına gelebilir. Her güzergah veya iş yerinde her birim kendi konfor bölgelerine sahiptir; Bazıları sıradan, bazıları özel ya da bazıları tedirgin edici olarak ama sessizce hayatımızın bir parçası olabilirler.

Peki, rahatlık bölgelerinden ayrılmamızı engelleyen engellerin en yaygın olanları nelerdir?

  • Başarısızlık korkusu,
  • Utanç korkusu
  • Kendimize olan inancımızın olmamasıdır.

Oldukça başarılı olan insanlar istediklerini gerçekleştirmek için düzenli olarak rahatlık bölgelerinden çıkarlar. Çünkü, bir farklılık ve arayış içindedir. Yeni şeyler keşfetmenin, hayatına bir heyecan katmanın peşindedir.

Bir rahatlık bölgesi, gerçek dışı zihinsel sınırlar yaratmamıza ve çalıştırmamıza neden olan bir zihinsel durumdur. Bu sınırlar asılsız ve aldatıcı bir güvenlik hissi yaratır.

Hiç düşündünüz mü? Son günlerde daha önce hiç yapılmamış bir şeyleri yapmayı gerçekten deniyor musun? Şüpheliyim.

Yeni bir işe ilk başladığınız da kendinizi nasıl hissettiğinizi hatırlıyor musunuz? Nasıl endişelendiğini? Peki, şimdi geriye döndüğünüz de hayal ettiğin kadar zor olmadığını, endişelenmemek gerektiğini fark ediyor musunuz? O halde, kendi düşüncenizi yansıtabilir, farklılığınızı gösterebilir ve geldiğiniz noktayı, hissettiğiniz enerjiyi deneyimlerinizden anlayabilirsiniz.

Bazen de bir seçim yapamadığınız zamanlar vardır. Ya bir arkadaşınız ya da kendiniz tarafından o konfor bölgesinden itilir ve kendinizi cesur olmaya zorlarsınız. Çünkü yapmak zorundasınız.

Ne zaman konfor bölgemizden çıkarsak; güven seviyemizi yeniden oluşturur ve zihnimizi yeni fırsatlara biraz daha açarız. Kendimizi daha iyi tanır, yeteneklerimiz hakkında daha fazla şey öğrenir ve sonuçta daha da güçleniriz.

O halde sizin için önemli olanın ne olduğunu düşünün, onu söyleyebilecek veya itiraf edebilecek yapacak kadar cesur olun. Değer sisteminize uymayan şeylere ‘hayır’ demeye yetecek kadar cesur olun ve başkalarını sizin için nelerin önemli olduğunu hissettirin.

 

Evet, karar her zaman olduğu gibi sizin ve iki şık var: Ya monotonluk ya da yaşamın ve başarının heyecanı. Ne düşünüyorsunuz?

 

Bir yorum ekleyin

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir