
Designed by Magnific
Değişim hızının en yüksek seviyede olduğu dönemler de yaşıyoruz, liderlik ihtiyaçları hızla gelişiyor ve bazı şirketler ayakta dururken, karmaşık dönemleri fırsata çevirirken bazıları da bu hıza ayak uydurmakta zorlanıyor. Neden farklı sonuçlar alınıyor? Güncel gelişmeler mi, Belirsizlik mi, Liderlik mi?
Günümüzde ve hatta 2027 ve sonrasında liderlik yönelimlerini anlamak, yalnızca değişime ayak uydurmak veya bir adım önünde kalmak düşüncesi ile ilgili değil; aynı zamanda kuruluşların başarılı olmak için ihtiyaç duyduğu liderlik konusundaki iç dinamiklerini şekillendirmekle de ilgilidir: Bilime dayalı, insan merkezli, ekiplerin de sürecin her dokusuna nüfuz edebildiği, esneklik gösterebildiği ve uzun vadeli amaçlarla uyumlu sürece odaklanmış bir liderlik. Dolayısıyla, etki yaratabilen demek istemiyorum “baskı altında etki yaratabilen ve etkili kalabilen” liderler değişimin yönünün belirginleşmesini veya piyasaların gidişatını beklemek yerine şimdiden o değişime hazırlanıyorlar.
Diğer taraftan, liderlerden yeterli rehberlik gelmemesi çalışanların kaygılarını körüklüyor. Çalışanları merkeze almak, kaygıya veya korkuya dayalı engellerin aşılmasına yardımcı olmak bir lider için o kadar zor olmamalı, değil de zaten. Peki, şirketlerin kapasitesini yükseltmek, güçlü karaktere sahip proaktif personel ve şirket misyonunu duvara asılı süslü bir çerçeve yerine derin bir bağlılık yaratmak günümüz liderleri için ne anlama geliyor ve temel taşları nelerdir?
- İşyeri kültürü ve değerler ile çalışanların davranışları arasındaki uyumu ve aidiyet duygusunu güçlendirmek,
- Değerlerle ve iş sonuçlarıyla bağlantılı, net bir amaç belirlemek ve sürece odaklanmak,
- Kararları uzun vadeli kurumsal etkiyi göz önünde bulundurarak almak,
- VUCA dünyasının baş döndürücü hızı karşısında çevik yönetim anlayışına sahip ve koşullar belirsiz olsa bile şeffaf bir iletişim kurmak,
- Amacı sloganlarla değil, davranışlarla pekiştirmek, süreci sloganlaştırmak,
- Mikro yönetim yerine davranışı ve sorumluluğu pekiştiren, hedeflerin ortak sahipliğini öne çıkaran sistemler kurmak,
- Etik yaklaşımlara sahip liderler olarak sağlıklı işyeri kültürleri yaratmak ve rol model olmak,
- Yüksek performans, yoğun rekabet ortamında sürdürülebilir performans ve sürdürülebilir başarıdır anlayışını ekibine benimsetmek
- Ekibi oluşturan her bir kişinin ise müşteri ve iş ortaklarını analiz edebilme, beklentilerini anlayabilme ve ihtiyaçlarını karşılayabilme yeteneği ile rekabette avantajlı duruma geçmektir.
Günümüz yönetimlerinde başarıya ulaşmak sadece hırs veya becerilerle mi ilgili? Yukarıda belirtilen temel taşların üzerine oturmuş; kapasite, esneklik, bağlılık ve karakterin daha derin bir karışımı olduğuna inanıyorum. Hedefleri belirlemek, birlikte yürümek ve kişilerin inancı, süreci gerçek eyleme dönüştürmeye yardımcı olur. Hedef belirlemek, belki de işin kolay tarafı. Hedefler yön verir, süreci saydamlaştırır ve kişinin nasıl bir lider olmak istediğini netleştirir. Peki… süreç? Liderlerin etkisi, sürece kattığı rüzgarla, anlamlı etkiyle ve dokunuşlarla ilişkilidir.
Liderlerin belirleyici özelliği, statüko tuzağına düşmeden şirket iç işleyişi ile dış gerçeklik arasındaki sessiz, sinsice ilerleyen uyumsuzluğu, yani süreçten “sapmayı” teşhis etmektir. Eğilimlerin teorik bir “eğer” düşüncesinden kaçınılmaz bir “Ne zaman’a dönüştüğünü fark ederek kendilerini ve ekiplerini farklılaştırır. Ardından, şirketini riskli bir revizyonu zorlayacak kriz/krizleri beklemek yerine, çalışma biçimlerini sürekli olarak geliştirerek sürdürülebilir performansı sağlarlar. Proaktif düşünce ve davranışları rutin bir uygulama haline getirerek, şirketini radikal dönüşümlere duyulan ihtiyaçtan korur ve sürekli değişen bir dünyada koşullara teslim olmak, sorunlar sarmalı içinde kaybolmak yerine, olası problemlere önceden müdahale ederek içinde bulunmayı istedikleri süreci aktif olarak yaratma düşüncesine sahip olmalıdır.
Dolayısıyla, liderlik gelişimi günümüzde bir defalık eğitim programlarına dayanamaz ve dayanmamalı da. 2027 yılında, kuruluşların hızla değişen iş ortamlarına ve gelişen işgücü ihtiyaçlarına liderleri hazırlamak için sürekli gelişim programlarına ihtiyacı vardır. Liderlik gelişiminde, kişilerin yerine geçebilecek yetenek havuzları da dikkate alınmalı ve bu nedenle geleceğe hazır liderlerin ortaya çıkacak zorluklara ve fırsatlara hazır olmasını sağlayacak insan kaynakları liderlerine de vardır.
En baştaki soruya dönersek farklı sonuçların alınmasındaki en önemli faktör: “Liderlik”. Çünkü liderler; hedeflere yön vererek, personeli motive ederek, sürece akışkanlık kazandırarak, işyeri kültürünü ve performansını güçlendirerek deyim yerindeyse tüm kuruluşun omurgasını oluşturur. İletişimi ve öngörüsü ile tüm şirketin kılcal damarlarında vizyonu ile, düşüncesi ile, etik yaklaşımlarıyla kendini hissettirir ve hissettirmelidir. Anfield stadyumunun girişinde de yer alan, Liverpool taraftarlarının 1960’lardan beri kullandığı ve takım ile taraftar arasındaki “sarsılmaz bağı ve dayanışmayı temsil eden” bir simge olan “Asla Yalnız Yürümeyeceksin” sloganı gibi.
Liderler zaman içinde katlanarak artan bir ivme yaratırlar. Bu küçük, bilinçli uygulamalar bireysel gelişimi desteklerken aynı zamanda ekipleri güçlendirir, yeniliği teşvik eder ve dayanıklı, geleceğe hazır şirketler inşa eder. Bugün liderlik kapasitesine yatırım yapan kuruluşlar, önümüzdeki beş yıl içinde riski azaltacak ve çevik düşünce ve yaklaşımları artıracaktır.
2027 ve hatta sonraki yılları tanımlayacak liderler, statüko yerine cesareti, bencillik yerine hizmeti seçenlerdir. Derin bir dönüşüm ve krizde, öngörülü, katılımcı, proaktif ve süreçleri öne çıkaran sistemlerle parlamalıdır. Girişimci, hayal gücünü disiplinli uygulamayla birleştirecek, stratejiyi, vizyonu, amaç ve süreci sürdürülebilir performans vizyonuyla uyumlu hale getirebilmelidir. Aslında, liderler için bunu test etmek de çok basit: Kararlarımız insanları daha mutlu, daha sorumluluk sahibi, daha sorgulayıcı olmaya sürüklüyor mu ve motive ediyor mu? Bu soruya tutarlı bir şekilde ve “evet” cevabını verebilen liderlerin şirketleri gerçekten kalıcı olacaktır.
Gelecek, tanımı gereği bilinmezdir. Belirsizliği kucaklayabilen, değişime uyum sağlayabilen ve yeni hedefler keşfetmemize yardımcı olabilen süreçte “yol gösterici” liderlere ihtiyacımız var. Geleceğin belirsizliğinde soru sormayı bırakmayan, meraklı ve ekibine de bıraktırmayan liderlere. Peki, şirketinizdeki liderler ve yöneticiler sizi yani şirketi ve ekibini geleceğe hazırlamaya hazır mı?
2027’de liderlik ortamında kaybolmamak ve şirketinizi geleceğe hazırlamak için desteğe ihtiyaç duyuyor ve liderlik danışmanlığı hakkında bilgilenmek ve görüşmek isterseniz iletişime geçin.