Yaratıcı problem çözme sürecinde yaşanan hatalı yaklaşımlar…

 

Her insan kendi hayatı içinde çeşitli sorunlarla karşılaşabilir. Ve normal olarak yaklaşım veya tepkileri de kendine özgüdür. Ya üzerine gider, konuyu irdeler ya da kenarından sıvışmaya hazırlanır. Çünkü çeşitli sıkıntı ve engellerle karşılaşacaktır.

Bir problemi çözmede en sık karşılaşılan engel; çözüm üretebilecek sorunun kendisini görmekte yaşanan yetersizlik, geniş bakış açısı ve derinlikli olarak değerlendirmedeki eksikliklerdir. Bu konuda hatalı yaklaşımları, yanlış algılanan sorunları ve bunları çözmemize yardımcı olabilecek bakış açısını ise altı ana başlık altında değerlendirebiliriz:

  1. Görmeyi beklediğiniz şeyleri görme: Bazı davranışlarımızı veya yaklaşımlarımızı anlamsız bir biçimde tekrarlamak veya yineleyici, kalıplaşmış döngüler içinde konulara yaklaşmaktır. Mesela, birçoğumuz tanıdık şu sahneyle karşılaşmışızdır: Evin oturma odasındaki 2-3 sandalyenin küçük çocuklar tarafından bir çarşaf veya battaniye ile eve/çadıra dönüştürüldüğünü görmüşüzdür. Neden mi bu örneği verdim? Çünkü onların gözünde, o eşyalar sadece sandalye değil. Hayalindeki fantastik bir dünya için gerekli bir malzeme ve hayallerini inşa ediyorlar. Ancak çocuklarımız büyüdükçe, verdiği tepkilerle bakış açılarını ne denli sınırlandırdığımızı da sürekli bize hatırlatırlar. Haksızlık etmeyelim, çünkü zaman zaman bunun faydasını da görürüz: Bazı şeyleri hızlı bir şekilde anlamamız ve günlük yaşantının hızına ulaşabilmek için çevremizdeki dünyayla ilgili bazı ön yargılara, varsayımlar ve hatta kalıplaşmış kalıplara da güvenebilmeliyiz.

Bununla birlikte, ön yargılarımıza ait temellerin hatalı olması, faaliyet gösterdiğimiz konuları sorgulamadan ve ön yargılarımızı periyodik olarak test etmediğimizde sorunlar yabani otlar gibi ortaya çıkar. Bu nedenle öğrenme sürecinde, gerek öğrenmeye açık ve istekli olmak gerek sorgulama bilincini arttırmak ve gerekse soru sorma eğilimi etkili öğrenme için önemli. Bunlar, aynı zamanda sorun çözme için de gerekli. Kendinizi zor bir problemle karşı karşıya buluyorsanız, biraz geri adım atın ve sahip olduğunuz ön yargı veya kalıplaşmış davranışların çözüm bulma yeteneğinize müdahale edip etmediğini düşünmeyi deneyin.

2. Sorunu ayrıştırmada zorluk yaşamak: Bazen bir sorun olduğunu biliyoruz, ancak bunun ne olduğuna karar veremiyor ve emin olamıyoruz. Örneğin, bahçenize bir tohum ekersiniz, beklenen sonuç, bir bitkinin yetişmesidir. Tohum filizlenmediğinde bir sorunumuz var demektir. Ancak sorunun doğası hemen netleşmeyebilir. Tohum veya toprak kalitesiz mi? Yeterince su verilmedi mi? Bir kuş tohumu almış olabilir mi? Oysa genellikle gösterilen tepki ise “sorunu tanımlamak için çok hızlı bir şekilde” konunun içine balıklama atlarız. Mesela; “Satın aldığımız tohumlar kötü”dür. Ve bu ön yargıyla gereksiz ve bazen maliyetli çözümlere (örneğin, yeni tohum satın alma) yatırım yaparız.

Geri çekilip resmin tamamını görmek ve sonra gerçek sorunun belirlenmesi için araştırarak, deneyerek daha iyi sonuçlara ulaşabiliriz. Tohumun ekildiği yerde izler var mı? Yakındaki diğer tohumlar başarılı bir şekilde yetişmiş mi? Kısacası çeşitli sorular kanalıyla problemin özüne inmek ve ayrıştırmak için bakış açımızdaki engelleri azaltabiliriz.

3. Problem alanını çok dar şekilde tanımlama: Geçmiş tecrübelerime baktığımda bu düşüncede olan kişilerle sıklıkla karşılaşmışımdır. Potansiyel bir müşteri arayacak ve “Performansı ve farkındalığı artırmak için size ihtiyacımız var” gibi bir istekle gelecektir. Bu durumda istenen hedef açık ve net değil. Problem nedir, neyi hedefliyor, gördüğü eksiklikler ve kendi değerlendirmesi nasıl? Başlık var ama metin kısmı bir muamma. O zaman sorun: Neden?

Yukarıdaki tohum örneğine geri dönelim. Buradaki amaç hobi için bir bitki yetiştirmek olabilir. Ama asıl hedef sağlığınıza veya diyetinize uygun, daha taze ve doğal sebze üretmekte olabilir. Veya birçok seçenekten yalnızca biridir. Mesela, ürünün bir kısmını pazarlamayı da düşünebilirsiniz. Oysa problemin ilk etapta doğru bir şekilde tanımlanmaması durumunda, bu seçenekleri tamamen kaçırabilirsiniz.

4. Problemin çeşitli bakış açılarından değerlendirilmemesi: Kendi bakış açımızın dışına çıkmamız gerektiğinde, sorunu farklı şekilde görmek, farklı açılardan tanımlamak ve farklı seçenekler geliştirmek zorundayız. Etkilenen tüm kişiler tarafından problemi görebilme yeteneğinin olması çözüm etrafında fikir birliğini sağlamakla kalmaz. Aynı zamanda konunun kavramsallaştırılmasında ve önceden belirtilmiş bazı engellerin aşılmasına da yardımcı olabilir.

Sorunlara bir “mimar” titizliğiyle yaklaşabilmeliyiz. İşte o zaman, özenle tasarlanmış, irdelenmiş ve yaratıcı çözümler getirebiliriz. Bir daha ki sefere karmaşık ve zorlu bir problemle karşı karşıya kaldığınızda, kendinizi bir çözüm mimarı olarak düşünmeyi deneyin.

5. Doygunluk: Duraklamanın veya çaresizliğin ardındaki güçlü bir engelleyici. Çevremizdeki diğer sorunların tanıdık ortak nedenlerine kapılma eğiliminde oluruz. Bir süre sonra onları herhangi bir detayla hatırlayamayacağımız gibi görmezden gelmeye başlar ve kanıksamanın tuzağına düşeriz. Ara hedefleri güncellemek, dolaşarak yerinde yönetmek ve kişilerin coşkusunu canlı tutmalıyız.

6. Tüm duyusal girdileri kullanma başarısızlığı: Çoğu zaman, bir problemi çözmeye çalışırken, çözüm tam önümüzde durmasına rağmen onu algılayamıyoruz. Bunun nedeni, yanlış yaklaşımları kullanmamız olabilir. Veya sadece bir duyumuza odaklanmak. Örneğin, dinlemek veya koklamak gereken bir durumda onu hala görmeye çalışıyor olabiliriz. Sorunları çözmek için tüm duyuları kullanmada daha iyi bir duruma gelmek ve pratik yapmak isterseniz, Sherlock Holmes’u okumanızı önemle tavsiye ederim. Genelde herkesin hayretler içinde bakakaldığı gizemleri çözmek için birden fazla duyu kullanmakta usta bir karakter.

İçinden çıkılmaz ve zor bir sorunla boğuşurken veya fikir geliştirmeye çalışırken hayallerimizi ve çılgınca fikirleri değerlendirebiliriz. Ama biraz da mantıklı olup olmadığını düşünmenizi öneririm. Bazen, bir veya daha fazla duyumuzu kullanmak diğer algıların ortaya çıkardığı şeylerin farkında olmamıza yardımcı olabilir.

 

Her problemin küçük farklılıklarla da olsa farklı bir çözümü olabilir. Yaşadığınız bir olayı örnek olması açısından burada paylaşabilirsiniz.

 

 

Bir yorum ekleyin

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir